Dergimizin bu sayısında; hemşerilerimizin her derdine koşan, doğduğu kenti asla unutmayan,
bulduğu her fırsatta bizlerin yanında olan, kapı kapı dolaşarak burs toplanmasını sağlayan, kapısı her
zaman Gazianteplilere açık olan dergimizin 3. dönem başkanlığını da yapmış değerli bilim insanı Sayın
Necmettin Sökücü ile genel olarak hayatı, yaşamı ve Gaziantep üzerine söyleştik…
Alleben; Gaziantep’de kimlerdensiniz? Lakabınız nedir? Babanız ne iş yapardı? Bize biraz ailenizden bahseder misiniz?
**** Sökücüler olarak biliniriz. Babamın babasının lakabı berber Halil’dir. Gaziantep’in çok eski ailelerinden biridir. Bir ara araştırdım. Kökene inemedim hem annem tarafından hem de baba tarafından Gaziantepliyim.
Alleben; İlkokulu hangi mektepte okudunuz? Ortaokul ve Lise anılarınızı bizimle paylaşır mısınız?
**** ilkokulu Gaziantep’te Gazi Mustafa Kemal İlkokulunda okudum. Ortaokul ve Liseyi de Gaziantep Lisesinde okudum. Tabi ki herkesin olduğu gibi benimde anılarım var hemen birini anlatayım. Dernek başkanı olduğum yılın 25 Aralık balosunda çok sevdiğim ilkokul öğretmenim Aysel Üstünalp (Akal) ı yıllar sonra ilk defa misafir ederek elini öpmek ve tüm hemşerilerimin önünde şükranlarımı iletmek olanağını bulmak hayatımın en güzel anılarından birisidir.
Alleben; Galatasaray kulübünde spor hekimliği yaptınız? O dönemi bize anlatır mısınız?
**** Galatasaray’ın değil ama T. Milli takımının spor hekimliğini yaptım. Uzun yıllar Gaziantep sporun İstanbul Temsilcilik misyonunu yüklendim. Galatasaray kulübünün üyesiyim ve yakın bir tarihte de divan üyesi olacağım.
Alleben; Bu güne kadar kaç ameliyat yaptınız? Hedefiniz ne kadardır?
**** Bir rakam söylemek gerekirse binlerce diye biliriz çünkü meslekte 38. yılım. En önemli hedefim mensubu bulunduğum İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olmaktı çok şükür bu amacımı gerçekleştirdim. Bundan sonrada amacım Üniversiteme Asistanlarıma ve öğrencilerime ve Türk Tıbbına deyimlerimle katkıda bulunmaktır.
Alleben; Baba Fevzi ile kapı kapı dolaşarak burs işini organize etmişsiniz. Bu çalışmalarınızı bize anlatır mısınız?
**** Aslında bu burs konusuna eğilimim Fevzi Beyle tanışmaktan ve derneğin kurulmasından
Önceki yıllardan başlar. Çevremdeki varlıklı bazı hemşerilerimizin teşvikiyle kendi fakültemden yoksul öğrenciler bularak bir anlamda burs olayını 1980 yılların başlarında başlatmış oldum. Daha sonraki yıllarda dernek kurulunca diğer arkadaşlarımla ve de özellikle Fevzi Özçalışkan’la sizinde belirttiğiniz gibi kapı kapı dolaşarak küçümsenmeyecek bir sayıda burs olanağı sağlamaya çalıştık.
Alleben; Kariyerinizin en üst seviyesindesiniz. Hepimiz sizi tanıyoruz. Ancak sizi tanımayan gençlere kendinizi tanıtır mısınız? Prof. Necmettin Sökücü kimdir?
**** Böyle bir soruyu üç cümle ile özetlemek zor. Biraz evvel de konuştuğumuz gibi 1963 yılında G. Antep lisesinden mezun olduktan sonra aynı yıl girdiğim İst. Tıp Fakültesinde; öğrenci, asistan, uzman doçent ve profesör olarak hizmet vermekteyim. Bu süre içerisinde yalnızca 9 ay Avustralya Melborm üniversitesinde araştırma yapmak için ayrıldım. Kısa süreli yurt içi ve yurt dışı görevlerimi saymazsak 44 yıldır aynı üniversitede kesintisiz olarak çalışmaktayım.
Alleben; Tıp doktorları genellikle liselerin fen bölümünden mezun olurlar. Siz edebiyat bölümünü tercih etmişsiniz. Bu bir stratejimidir?
**** Benim edebiyat mezunu olmamda ilginç aslında; ben öğrenciliğimde hep Siyasal Bilgilere girmeyi hedeflemiştim. Bu nedenle lisede edebiyat bölümünü seçtim ve birincilikle mezun oldum. Üniversite sınavlarına girerken (bizim dönemimizde her şehir kendi sınavını kendisi yapıyordu). Dolayısıyla ben hem Ankara’da hem de İstanbul’da sınava girdim. İstanbul Tıp Fakültesi sonucu Ankara’dan 1 ay evvel ilan etti bende bu fakülteyi kazanarak kaydımı yaptırıp Üniversiteye başladım. 1 ay sonra Ankara Siyasal bilgiler fakültesini kazandığımı öğrendim ancak bu bir aylık öğrencilik süresi hiç düşünmediğim halde beni tıp mesleğine bağlamaya yetmişti. Bu nedenle Ankara’ya dönemedim. Böylece idealimden vazgeçmiş oldum.
İnal AYDINOĞLU,
Hasan SÜZER,
Baba FEVZİ ve
M. Reşit GÖĞÜŞ
ile Birlikte
Alleben; Kırkayak, Kavaklık, Alleben, İncilipınar’a ait anılarınız var mı? Bize bazılarını anlatabilir misiniz?
**** Diyebilirim ki o dönemin her genci gibi benimde okul dışı zamanlarım bu bahsi geçen yerlerde geçti. O dönemde Kırkayak’daki Fahri Mercan tarafından çalıştırılan Bahçe ve Nil Kıraathanesi en sıkça vakit geçirdiğimiz yerlerdi. Bu ve benzeri mekanlar bir anlamda; gelenek, görenek ve toplum içindeki davranışların öğrenildiği ve uygulandığı dostlukların perçinlendiği yerlerdi.
Alleben; Sizin çocukluğunuzdaki ve gençliğinizdeki Gaziantep ile şimdiki Gaziantep’in bir karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
**** Bunun iki şekilde düşünmek lazım bizim anılarımızda ki Gaziantep her geçen yıl ortadan kalkıyor. Bu gerçek, beni ve inanıyorum ki tüm Gazianteplileri derinden yaralamakta ancak bu kaçınılmaz sürecin bir diğer yönü şehrin modern bir kent haline dönüşmüş olmasıdır. Bu da olayın sevindirici yönüdür.
Alleben; İstanbul’da özel çalışmalarınızda dernek kanalıyla Gaziantepli gençlerle ve öğrencilerle yakın ilginiz yaşantınızın her diliminde yoğun bir şekilde devam ediyor. Onlar için burs topluyorsunuz, seminerler veriyorsunuz bu konuyu bize biraz açar mısınız?
Aynı soruya paralel olarak; Profesör olduktan sonra da Gazianteplilerden kopmadınız, onlar nerede siz orada oldunuz, bunu bir görev saydınız. Bu konuda bize neler söylemek istersiniz?
**** Yapmaya çalıştığım şey sadece öğrenciler için değil hemşerilerim için başta sağlık olmak üzere katkı da buluna bileceğim her konu da yardımda bulunmaktır. Beni tanıyanlar kapımın her gün her saat de randevu gerekmeksizin her kese açık olduğunu ve yalnızca Gaziantepli olduklarını ifade etmelerinin yeterli olduğunu yakından bilirler.
Alleben; Gaziantep’e sık sık gidiyor musunuz? İşlerinizin dışında Gaziantep’te neler yapıyorsunuz? Eski dostlarınızla buluşuyor musunuz? İstanbul’a döndüğünüzde de Gaziantep’in nesini özlüyorsunuz?
**** Gaziantep’e çok sık gidiyorum. Çünkü benim dışımda ailemin bütün fertleri akrabalarım ve dostlarım yaşamlarını orada sürdürüyorlar. Gittiğim zamanlar bulabildiğim arkadaşlarımla özellikle Kavaklık da birlikte olarak anıları tazelemek yine eski arkadaşlarımla kahvede kağıt oynamak en sık yaptığım işler diyebilirim. İstanbul’a her dönümde bir sonra ki Gaziantep’e gidişin özlemi hemen başlıyor.
Benim en önemli hasretlerimden birisi Gaziantepliliğimle gurur duymak ve Gaziantepliliğimi hiç unutmamak olmuştur. Bu nedenle hayatımın her döneminden sık birlikte olduğum kişileri Gaziantepliler oluşturur. Burada dostlarımın yanında Gaziantep’e gittiğim zamanlarda da şehri baştanbaşa yaya dolaşırım ve bulabildiğim her dostumu ziyaret etmeye gayret ederim. Bu bana çok büyük mutluluk ve huzur verir.
Ama bilinmelidir ki rekabetin bu kadar geliştiği bir dönemde Gazianteplinin rekabet gücü tükenmektedir. Teşvikli iller kapsamına alınmayan Gaziantep sanayisini yavaş yavaş kaybetmektedir. Gerek kurtuluş savaşındaki direnişi, gerekse de sanayi hamlesindeki başarıyı gerçekleştiren Antep halkı yalnız bırakılmamalıdır. Gaziantep halkı devletten destek beklemiyor ama bir kıskacı da hak etmiyor. Sadece bunun sağlanması bile çok yakın bir gelecekte Gaziantep’i Uluslar arası arena da bir marka olarak görebiliriz.
Alleben; Dernek çalışmaları ile ilgili önerileriniz ve görüşleriniz nelerdir?
**** Sizleri kutluyorum; bir sefer derginin yeniden yayınlanması bile iyi bir hizmet, alışıla gelmiş etkinlikler yanında yenilerinin de gündeme getirildiğini mutlulukla gözlemlemekteyim. Deneyim yetersizliğinden kaynaklandığını düşündüğüm bazı olumsuzlukların zaman içinde ortadan kalkacağı inancındayım. Bu konuda özellikle Sayın İnal Aydınoğlu’nun öneri ve yol göstericiliğine daha sık başvurulması gerektiğine inanıyorum. Derneğimize hizmet vermekte olan tüm arkadaşlarımı ve hemşehirlilerimi sevgi ve şükranla kucaklıyorum.
Alleben; Gaziantep; bölgesindeki diğer kentlere göre oldukça gelişmiş, ancak kendisini tanıtmakta oldukça zorlanan bir kent, gerek sanayisinin gerekse de son zamanlarda ortaya çıkartılan zeugma mozaiklerinin tanıtımının yapılması için sizce neler yapılmalıdır. Bu konudaki düşünce ve önerileriniz neler olabilir? Ve bağlantılı olarak; Gaziantep; tarihinin hiçbir devresinde devletten ya da dışarıdan yardım almamıştır. Önüne çıkan engelleri daima kendi olanakları ile aşmış, kendi olanakları ile gelişmiştir. Bu durumu Gazianteplilerin hangi özelliklerine bağlıyorsunuz?
**** Aslında bu sorunun cevabı Gaziantep'in tarihinde aramak lazım. Bilindiği gibi Gaziantep Ulusal Kurtuluş mücadelesi içerisinde; Gaziantep'in kuşatmasına karşı vermiş olduğu destansı direniş de bile Devletten yardım almadı, alamadı. Yine daha sonra sanayinin gelişmesi sürecinde de aynı sıkıntıyı yaşadı. Yani Gaziantep ve Gaziantepli tarihin her döneminde kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştır. Zannediyorum ki kültürel ve tarihsel zenginliklerin tanıtımında da aynı yolu izleyecektir.