üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

    Başkan

AHMET ÜMİT İLE SÖYLEŞİ


“ANTEP’ İN DİRENİŞ DESTANINI BİR GÜN MUTLAKA YAZACAĞIM. ”
 
  Ahmet Ümit, 1960 Yılında Gaziantep’te yedi kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. İlk ve Orta öğretimini bu kentte tamamladı. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdi. İlk öyküsünü bu yıllarda yazdı. 1985-1986 Yıllarında Moskova Sosyal Bilimler Akademisinde eğitim gördü. Ahmet Ümit yazım yaşamına öyküyle başladıysa da ilk yapıtı 1989 yılında yayımlanan “Sokağın Zulası” adlı şiir kitabı oldu. 1990 yılında bir grup edebiyat tutkunuyla birlikte “Yine Hişt” adlı kültür – sanat dergisini çıkardı. Şiir, öykü ve yazılarını Adam Sanat, Yine Hişt, Öküz ve Cumhuriyet Kitap dergileri ile Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımladı. 1992 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı “Çıplak Ayaklıydı Gece” aynı yıl Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’nü de aldı. Bu kitap Ahmet Ümit’i yazın dünyamıza tanıtan ilk kitap olma özelliği de taşır. 1994 yılında ATV için çekilen “Çakalların İzinde” adlı polisiye dizinin öykülerinin ve senaryosunun yazılmasına katkıda bulundu. Ardından da 1995 ‘te Ahmet Ümit, çeşitli gazete ve dergilerde de Franz Kafka, Dostoyevski, Patricia, Highsmith, Edgar Allan Poe ve polisiye roman yazarları
üzerine inceleme ve tanıtım yazıları kaleme aldı. Kitaplarının tümünde var olan gerilim duygusu ise “Sis ve Gece” adlı polisiye romanında kendini tümüyle dışa vurdu. Sis ve Gece Türkiye’de yankı uyandırdı, tartışmalara yol açtı. Yunanistan’da yayımlanarak yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye yapıtı ünvanını kazandı. Ayrıca Sis ve Gece adlı romanı 2007 yılında gösterime giren aynı adlı filme uyarlanmıştır.
 
Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en açınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreği dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Ben Kral Pisiris’in danışmanı, büyük meclis Panku’nun değerli üyesi, ben soyluların en soysuzu Patasana…

Yazdığı anlaşmalarda, mektuplarla ülkesinin yazgısını değiştiren ama kendi yazgısına söz geçiremeyen zavallı Putasana. Sana, bu tabletleri okuyacak olana derim ki; Dikkat et. . Benim yaşamımı çiçekli bir ağaçtan kuru bir ağaca çeviren tanrıların laneti seninde üzerine düşmesin. Onlar, senin yaşamında benimki gibi zalim bir kralın buyruklarıyla mutsuzluğa mahkum olmasın.
 
Sevgili Ahmet Ümit Yayınlanmış kaç kitabınız var?
* Yayınlanmış 14 eser ve bir tane de yayına hazırlanan kitabım var. Yeni sezonda ATV televizyonunda yayınlanacak bir dizi yazıyorum. Adı Kanun Namına, zannediyorum Eylül-Ekim aylarında gösterime başlar.

Neden Polisiye roman
* Bence insanlığın en büyük problemi sıkıntı. Hayat insanları sıkıyor. Dolayısıyla beni de sıkıyor. Sıradanlıktan kurtulmaya çalışıyorum. Suç, toplumun Sosyolojisi ve tarihi hakkında ipucu veriyor. Suç ve suçludan yola çıkarak toplumu iyi anlatabiliyorsunuz. Üçüncü ise insanı çözümlemek için iyi bir fırsat sunuyor. Zannediyorum ki bu nedenledir Dostoyevski ve Shakespeare de cinayet anlatmışlardır.

Gaziantep’te akrabalarınız var mı?
* Gaziantep’te annem yaşıyor. Babamın mezarı var 3 ağabeyim bir ablam var, yakın akrabalarım ve çocukluk arkadaşlarım. Bu nedenle Antep’le bağımı kesemem, kimsem olmasa da Antep’le bağımı kesemem çünkü beni biçimlendiren Anteplinin çalışkanlığı dürüstlüğü yiğitliğidir. Bu kültürün beni daha iyi bir insan yaptığını düşünüyorum.

Gaziantep’te sık sık pikniklere gidilir. Sizin çocukluk döneminizden kalan piknik anılarınız var mı?
* Tabi ki giderdik. Özellikle okullar kapandığında Dedemin Karataş mevkiinde bulunan çiftliğine giderdik. Büyük bahçesi, dutluğu vardı. İçinde bir haraf (Havuz) vardı. Özellikle çocukluğumuzun olağan üstü güzelliği olan yerlerdi ve şimdi düşündüğüm de çok güzel bir çocukluk yaşadığımı hissediyorum.

Kamu Yönetimi ve Sosyal Bilimler okuyup, romancı oluyorsunuz bunun hikayesi nedir?
* Okuduğum okulun edebiyatla alakası yok elbette ki edebiyatın okulu yoktur. Eğer içinizde yazma isteği varsa hayat size bu olanağı sağlar. Muhasebeci, kaymakam olabilirdim, Dış işlerinde görev alabilirdim, ama yazar oldum. İyi ki de yazar olmuşum, benim için uygun olan yazarlıkmış ve böyle giderse de devam edeceğim.
* Aslında benim tercihimdi sınava girerken 17 yaşındaydım ve kafamda yazar olmak gibi bir düşünce yoktu. Politikaya ilgi duyuyordum ve politika okursam iyi olacağını düşünüyordum. O zamanlar Antep’te ODTÜ kampüsü vardı ve ailemde bende orada okumak istiyordum. Olmadı bende Marmara Üniversitesine geldim.

Üniversiteyi nasıl seçtiniz? Kamu Yönetimi okumak sizin tercihiniz miydi? Yoksa ailenizin tercihi miydi?
* O galiba politikayla ilgili bir şey, genç yaşımdan itibaren devrimci bir genç olarak dünyayı değiştirmek gibi bir idealimiz vardı 15 yıl profesyonel olarak devrimcilik yaptım. Beni üniversiteden çok daha fazla eğitti o dönem. Hem hayatı hem insanları daha fazla tanımaya başladım.

Herkes Amerika’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya okumaya giderken siz neden Moskova’yı seçtiniz?
Yukarıda da söylediğim gibi çok genç yaşta politikleşmeye başlamıştım zannederim ki Moskova’daki bir okulu tercih etmemin nedeni de politiktir. Oranın politik havasını almak orada dünyayı daha farklı kavramak gibi isteklerim vardı.
 
 
Gaziantep ve Gazianteplileri nasıl bilirsiniz?
* Gaziantep muhteşem bir şehir inanılmaz bir tarihsel zenginliği var. Ta Hititlere, Selçukluya, Osmanlıya ve Doğu Roma İmparatorluğuna kadar uzanan bir tarihi var böyle bir şehirde doğmak bana inanılmaz bir gurur veriyor. Dışarıya çıktığım da yabancı yazarlara Antep’in tarihini anlattığımda ağızları açık dinliyorlar. Böyle bir toprakta doğup büyüdüğüm için beni şanslı buluyorlar. Bu da bana müthiş bir gurur veriyor. Yalnız beni üzen tek bir şey var bu güzelim kenti tarihsel ve kültürel yönden pek tanıyamıyoruz. Antep’in hem tarihsel hem de yemek kültüründen bahsetmek lazım ama maalesef hem tarihimizi hem de yemeğimizi tanıyamıyoruz. Burada hem Antep yöneticilerinin hem de zenginlerin anlamadığı şey galiba marka şehir olmak için sadece sanayinin gelişmesi yetmez sanat alanının da gelişmesi lazım ama maalesef çok kavranabilmiş değiller. Bunu kavradıkların da eminim ki Antep çok güzel bir yer haline gelecek.

1940’lı yıllarda Gaziantep’te çokça cinayet işlenirmiş. Siz bunu bir romanınızda işlemeyi düşünür müsünüz?
Benim “Patasana” adlı romanımın ana malzemesi zaten Antep; yalnız orada 1940’lı yılları değil de zaman zaman tarih öncesi döneme dönerek, zaman zaman da günümüze dönerek kurguladığım cinayeti anlattım. Ben aslında orada Antep’in zengin tarihini de anlattım. Kargamış’ı anlattım.
 
 
 
üyeliği yapmaktayım. Bizim ailemizle Güllüoğlu ailesi hiçbir zaman rakip olmadılar. Onlar birbirlerini rakip görmediler. Çünkü kayınpederim Mustafa Güllüoğlu’nun yanında yetişmişti ve onlar bir aile idi. Şimdi biz de öyleyiz Güllü oğlu bizim rakibimiz değil bizim bir ailemizdir. Onlar bizim bizde onların bir ailesiyiz.

Siyasete AKP ile beraber girdim. Bahçelievler İlçesi kurulurken beni de davet ettiler bende bu partiye katıldım. Daha önce hiç siyasetle uğraşmamıştım.

2004 yılında ki seçimlerde İl Genel Meclisi üyeliğine girdim. Şu anda Bahçelievler İlçe Yönetim Kurulu Mali Saymanlık yapmaktayım.

Ticaret hayatımızda sıkıntılı günler geçirdik herkes gibi ama şükürler olsun ki yılmadık ayakta kalmayı başardık.

Hedefimiz Seyidoğlu markasını bir dünya markası yapmaktır.

Biz Seyidoğlu’nun iki kuşağıyız. Niyetimiz üç kuşağa bir dünya markası aktarmaktır. Kayınpederim bize her şeyden ödün verebilirsiniz ama kaliteden ve dürüstlüğünüzden ödün vermeyiniz. Derdi. 25 ton sadece helva 25 ton reçel 10 ton pekmez dolum tesisimiz var. Bu seçimlerde M. Vekilliği adaylığım gündeme gelmesine rağmen işlerimizin yoğunluğundan dolayı bu dönem askıya aldık. İnşallah önümüzdeki dönem… Askerliğimi 1971 yılında İstanbul’da yaptım. Önce Isparta sonra Kağıthane’ye geldim. Kardeşlerimle ayrıyız. Biz aile şirketi olarak devam ediyoruz. İnsanlığa ve kişiliğe değer veririm. O anlamda piyasa da sever ve seviliriz.
 
“Ama bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılara karşı gelsinler, diye değil. Kimsenin benim gibi acı çekmesini istemem ama insanların tanrıları, kralları, kendilerini tanımalarını isterim. Bu yüzden tabletleri yazıyorum. Belki böylece, iki ırmak arasındaki bu verimli toprakları kardeşlerinin kanıyla sulamak yerine sevgiyle eker biçerler. Belki akıllanırlar, ömürlerini bir düğüne dönüştürerek mutluluk içinde yaşarlar. Belki gelecek kuşaklara acıyı değil sevinci, gözyaşını değil gülümsemeyi, kini değil sevgiyi, ölümü değil yaşamı kalıt bırakırlar. Belki…”
 
Gaziantep’te Geda (Kabadayı) dağları varmış, bunlarla ilgili hiç efsaneler duydunuz mu? Böyle bir şeyi romanlaştırmayı düşünür müsünüz?
Benim Antep ile ilgili böyle bir projem var ama cinayetlerden daha önemlisi Antep savunmasıdır. Ulusal Kurtuluş savaşında stratejik bir önemi var 11 ay gibi bir süre kuşatma ordusunu Antep önlerinde tutarak Ulusal Kurtuluş güçlerine zaman ve moral kazandırmıştır. Bunun romanını oluşturmaya çalışıyorum. Gelecek 10 yıl içerisinde bunun romanını yazabilirim. Antep Kurtuluş savaşını yazmadan böyle bir şey herhalde yazmam, çünkü öbürü dünya çapında bir şey oraya yoğunlaşmam gerekecek.

Gelecek sayıların birinde Dergimiz Alleben’e Gaziantep ve Gazianteplilerle ilgili bir yazı yazar mısınız?
* Hatırlatırsan olur.

Dernek olarak, sizinde içinde yer alacağınız nasıl bir edebiyat etkinliği düzenleyebiliriz? Sizin bu konudaki önerilerinizi almak isteriz.
* Bir tek etkinlik değil de 4 ayrı etkinlikler düzenlenebilir. Her ay bir sanatçıyı veya konusunda bilgi ve deneyimi olan bir panel, söyleşi yapılabilir. Hem süreklilik açısından hem de doyuruculuk açısından daha verimli olur diye düşünüyorum.

Sevgili Ahmet Ümit bize zaman ayırdığınız için Dergimiz Alleben adına size çok teşekkür ederiz. Bundan sonra yapacağımız etkinliklerimizde sizi aramızda görmek bizleri mutlu edecektir.
Rica ederim bende sizlerle birlikte olmaktan dolayı mutlu olacağım.
 
Eserleri: • Sokağın Zulası 1989
• Çıplak Ayaklıydı Gece 1992
• Bir Ses Böler Geceyi 1994
• Masal Masal İçinde 1995
• Sis ve Gece 1996
• Agatha’nın Anahtarları 1998
• Patasana 2000
• Kukla 2002
• Beyoğlu Rapsodisi 2003
• Aşk Köpekliktir 2004
• Baş komiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü 2005
• Kavim 2006
• Ninatta’nın Ölümü 2006
 

 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23