üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

    Başkan

MEHMET ALİ ÖZTÜRK


KALECİ MEHMET ALİ

  1951 Yılında başlayan bir yaşam öyküsü, ama öyle sıradan hepimizin yaşadığı bir öykü değil onun öyküsü; başarılar, başarılar ve başarılar…

Mehmet Ali Öztürk’ü tanıyan herkes bilir, bu mücadeleden de galip çıkacaktır. Yine o eski sağlıklı günlerindeki gibi güler yüzüyle, neşeli haliyle ve de yarım kalan işlerini bitirme azmi ile en kısa sürede aramızda olacak…

1951 Yılında Gaziantep merkeze bağlı Lohan (Cevizli) köyünde 3 kardeşin en küçüğü olarak dünya ya
geldi. Babası Abdi ”bin dinler bir söylerdi” arkadaşları bu nedenle ona ”Sessiz Abdi” derdi.

Mehmet Ali böyle bir babanın üçüncü çocuğu olarak kendisini bildiği andan itibaren koşmaya başladı. Önceleri oyun diye sonra da top peşinde koştu durdu. Koştukça gelişti. Geliştikçe koştu…

Okul çağına gelince şimdilerde müze olarak kullanılan Şehit Kamil İlkokuluna yazdırdılar. Orda da top peşinde koştu ama derslerini de hiç ama hiç ihmal etmedi. Biliyordu ki; spor bilimle birleşirse bir şeyler gelişirdi. Bunu öğrenmeye başlamıştı. Sonra ver elini Devrim Ortaokulu üç yılda da orayı bitirdi.

Gaziantep lisesinde Beden Eğitimi Öğretmeni Güzin Kayaalp ile tanışınca bütün hayatını etkileyecek kararlar ardı ardına gelişmeye başladı.

Burada sözü Mehmet Ali Öztürk’e bırakalım,
 
“Liseye başlamıştım. Beden Eğitimi dersimize giren sevgili hocam Güzin Kayaalp bana “sen çok güçlü ve kuvvetlisin, atletizm yap” deyince bende başladım atletizmin her dalıyla ilgilenmeye; Gülle atma, Çekiç atma, Disk atma, koşma kısacası pentatlon dedikleri şeyi ben o zaman yapmaya başladım. Tabi ki futbol vazgeçilmez tutkumdu. Her halde her yerde çok koştuğum için bari top oynarken koşmayayım diye kaleye geçtim. Hiç olmazsa burada çok koşmuyordum. Bu kadar şeyi bir arada yapınca tutup beni kaptan yaptılar. Artık sorumluluğumda artmıştı. Öğrendiklerimi arkadaşlarıma da öğretmek istiyordum. Bu yanımı da keşfedince artık antrenörlükte yapmaya başladım. Öğrendiklerimi arkadaşlarıma öğretmek gerçekten çok zevkli ve gurur vericiydi. Artık aynı zamanda da antrenördüm.”
 
Yıl 1968 yani Kamil Ocak Stadı yeni yapılıyor. Mehmet Ali artık çocukluktan kurtulup delikanlılığa adım atmış, Gaziantep amötör liginde oynuyor. Stad yapmında olduğu için maç oynamamış o dönemin kurallarına göre serbest sayılıyor. Yani istediği takıma gidebilir.
Yine Mehmet Ali Öztürk’e dönelim…
“Yıl 1968 Kamil Ocak Stadı yapım aşamasında biz lig maçları yapamıyoruz. Serbestim. Bizim Sakıp Özberk Ankaragücü’nde futbol oynuyor. Ankaragücü Bursa’ya o zaman ki adıyla Türkiye Kupası maçına giderken kaza geçiriyor, kalecileri yaralanıyor, kalecisiz kalıyorlar. Liglerde oynamamış kaleci arıyorlar.

 
Sakıp Özberk’in aklına ben geliyorum. Beni Ankaragücü’ne çağırdılar. Bende doğru Ankara’ya okul kaydımı da Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesine aldırıyorum. Başladım Ankaragücü’nde oynamaya, tabi amatörce, Ankaragücü’nde antrenörümüz merhum Nazım Koka aynı zaman da genç Milli Takım hocası. Nazım hoca beni beğenmiş olacak ki Genç Milli Takıma çağırdı. Üç kez Milli oldum. Antep’ten Sokak aralarından Milli Takıma, bu bir rüya idi. Aynı zaman da çok çalışmanın azmin zaferiydi. ”

Çocuk yaşta gittiği Ankara macerası bir sezon sürer. Hasrete daha fazla dayanamayan genç Mehmet Ali tekrar Gaziantep’e döner, ama artık gurbet tozu yutmuştur. Gaziantep’te fazla durmaz bu sefer ki yol daha yakındır Maraş… Sonra yine gurbet… Mardin tabi bu kadar çok gezmenin faturası da vardır. Okul yarım kalmıştır. Ama azmin elinden ne kurtulmuştur ki, sınavlara girer okulu dışarıdan bitirir.
Mehmet Ali Öztürk anlatmaya devam ediyor...

Yıl 1969 Gaziantepspor’u kurmak istiyoruz. Ben, Hayri(Kıllama), Zara Mehmet Ali, Baklavacı Doğan, Adil Arpa Mikro Mustafa, Kara Naci, Kocak, Birecikli Mustafa, Kara Şeker Mehmet ve Hikmet bir araya geliyoruz. Yani kurucular.
İlk lig maçımızı Kırıkkale ile oynayacağız. Tam lig maçı öncesi sol köprücük kemiğim çatladı. Tabiki oynayamadım.
Yaşam; bir nehir gibi akıp giderken insanların önüne bazen kötü, bazen ise güzel şeyler çıkarır onun önüne hep güzel şeyler çıkardı… Dileğimiz bundan sonra da güzel şeyler çıkarmasıdır. Başına gelen en güzel şeylerden birisi de bir dönem hoca talebe ilişkisi içerisinde yolları kesişen rahmetli Mehmet Uygundur. Daha 17 yaşında iken tanıştığı, öğrenciliğini yaptığı bu bilge adamdan çok şey öğrendiğini hep iftiharla hatırlıyor.

“Ben amatör olarak Gaziantep Gençlikte futbola başladığım da antrenörümüz rahmetli Mehmet Uygun’du. Kendisi o zamanlar Gaziantep’te hakim olarak görev yapıyordu. Sonradan Yargıtay Başkanlığı görevine kadar yükseldi. Rahmetli hocamdan çok ama çok şeyler öğrendim. Kendisi tam bir beyefendi ve bilge idi. Kulübe ilk adım attığımızda bize” Bir gün gelir sporculuğu bırakırsınız sporculukta her şey gibi geçicidir. Asıl olan şey belirli ilkeler doğrultusun da kurulmuş istikbaldir.” Derdi. Emil Drahmin’in o ünlü “Toplum insanı ikinci kez yaratır” sözünü söyler. Bizlerin biri biri ile daha yakın diyaloglar kurmasını, sosyalleşmemizi isterdi. Bize sporun inceliklerini öğretmesinin yanı sıra adaletli ve ilkelerimiz doğrultusunda tavizsizce yaşamamız gerektiğini anlatırdı. O sadece bir antrenör değildi. Şimdi ki deyimle bir yaşam koçuydu. Ruhu şad olsun.”
 
Yıl 1972 artık liseyi bitirmiş 21 yaşında bir delikanlıdır. Mehmet Ali Öztürk hayatına bir yön çizme vakti gelmek üzeredir. Amacı bugüne kadar hayatına yön veren spora devam etmektedir…ama nasıl…

Girer Üniversite sınavlarına ve kazanır; peşinde koştuğu, o güne kadar hayatını şekillendiren şeyin; sporun okulunu… Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümüne kaydını yaptırır. Neler neler yaşar okulda, eski dostları okuldadır… Gaziantep lisesinden şimdi Derneğimiz Başkanı olan M. Reşit Göğüş sınıf arkadaşıdır.

Burada bir ömür sürecek beraberliğin ilk tohumları da atılır… Hayat arkadaşını, eşini iki çocuğunun annesini burada tanır...

“Yıl 1972 Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümüne kaydımı yaptırdım. Okula başladım. Reşit Göğüş okulda elbette ki çok sevindim. Bir hemşerimle ama sadece bir hemşerim değil okulda benden sonra Basketbol takımının kaptanı olmuş birisiyle beraber olmak onunla dostluğumu geliştirmek bana inanılmaz güzellikler getirdi. Neler neler konuştuk… Okul döneminde bizi imrenerek izlediğini, bir gün mutlaka bende böyle olacağım dediğini anlattı. Gurbette başlayan çok yönlü dostluğum hala devam ediyor. Daha uzun yıllar da devam edecektir.

Okulda okumaya devam ederken bu arada da spora devam ediyorum. Atletizm yapıyorum, 1974 yılı Üniversiteler arası disk atma ikinciliği, çekiç atmada ise üçüncülük elde ediyorum. ”
 
Yıl 1975 okul biter. Kuralar çekilir. Ona yine Gurbet yolu gözükmüştür. Bu sefer Erzurum’a Erzurum Lisesine Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atanır. Altı ay sonra Gaziantep’e tayini çıkar. Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğüne Müdür Yardımcısı olur. Sene 1976’dır. Şöyle anlatıyor bize o yılları… 1975 Yılında okul bitti kuralarımızı çektik ve ben Erzurum Lisesine Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandım. Kalktık Erzurum’a gittik tabi… Altı ay kaldıktan sonra Gaziantep’e tayinim çıktı. Gaziantep Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğüne Müdür Yardımcısı oldum. Yıl 1976 artık evlenip barklanma zamanı da gelmişti. Sevgili eşimle üniversiteden beri devam eden arkadaşlığımızı hayat arkadaşlığına dönüştürdük. Gaziantep’e tayin olduktan sonra biz eşimle beraber Gaziantep Kız Lisesinde Beden Eğitimi derslerine girmeye başladık. Buradan çıkardığımız bir takım krosta Türkiye altıncılığı elde etti. Gaziantep’teki Bölge Müdür Yardımcılığı görevim 1980 yılına kadar devam etti. 1980 yılında Mersin’e tayinim çıkınca biz oraya yerleştik. 1985 yılına kadar Mersin Beden Terbiyesi müdür yardımcılığı görevini yürüttüm. 1985 yılında Bölge Müdürlüğünde ki görevimden ayrıldım ve öğretmenlik yapmaya devam ettim. 1998 yılına kadar Mersin’de öğretmenlik yaptım. Çocukları büyüttük. Onları okutmaya çalıştık. Hayat ile ilgili öğrendiklerimizi onlara aktarmaya çalıştık.

  1977 doğumlu büyük kızımı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine gönderdik. 1980 yılında doğan küçük kızımı ise Ankara Dil Tarih Fakültesine İtalyan Dili ve Edebiyatı okuması için Ankara’ya gönderdik. Yani bize yine yol görünmüştü. Ama bu sefer ki top peşinde değil çocuklarımızın peşindeydi. Kalktık Ankara’ya tayinimizi istedik ve oraya yerleştik. Artık yorulmaya başlamıştım. 2001 yılında eşimle birlikte emekliliğimizi isteyip emekli olduk. 2004 yılından bu yana da İstanbul’da bu koca şehre alışmaya çalışıyoruz. Tabi birde torun
özlemine Aras Ege’nin özlemi hiçbir şeye benzemiyor. Henüz 2,5 yaşında şirin mi şirin”

Şimdide girdiği yaşam kavgasından galip gelmesini dört gözle beklediğimiz Mehmet Ali Öztürk ile tedavi gördüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin bahçesinde söyleştik. Neşesi, direngenliği, vakar duruşu ve yine kendinden emin tavrı ile karşımızdaydı. Öyle bir mücadele azmi vardı ki; ”Ben bu hastalığı paçavraya çeviririm be bu hastalık kiminle uğraştığını bilmiyor herhal” diye bağırıyordu. Biz onu daha fazla yormak istemiyorduk ama o zaten o yılmak bilmeyen haliyle ”hey dur bakalım daha bir sürü
dosta selam söyleyeceğim” deyip bizi oturtuyordu. Bir dolu isim vardı hafızasında ama biz aklımızda kalanları sayalım. Unutulanlar bizim kusurumuza bakmasın…
Sınıf arkadaşı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey, Gaziantep Eski Milletvekili Mustafa Yılmaz, Amatör takımda yedekliğini yaptığı Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Celal Doğan, Gaziantep Müdürlüğünü yapan Sami Beyazıt, Kültür Eski Müdürü Mehmet Doğan, Ülker Doğan, Talat Özkarslı, Boz Nuri ve Katır Ziya…
 
 

 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23