KAYBETTİKLERİMİZ
| SEVDİKLERİMİZİ KAYBETMENİN ACISINI YAŞIYORUZ |
| |
 |
|
Anadolu’da adettir; babalar erkek çocukları olunca heveslenir, 4-5 yaşından itibaren birlikte işe götürürler. Gaziantep’te, Bedesten’de iplik ve kaput bezi ticareti yapan Rahmetli Hasan Öğücü de oğlu Abdullah’ı çok küçük yaşta dükkana götürmeye başlar. İlkokul sıralarında dersler biter bitmez Abdullah dükkana koşar. Çok sevdiği baba işinde 9-10 yaşında bir çocuk gibi değil, genç bir iş adamı gibi müşteriye hizmet eder. İlkokul bittiğinde artık bir satış ustası olan Abdullah’ı daha iyi bir iş adamı yapmak isteyen baba satın alma ile de görevlendirir
1946 lı, 47 li yıllarda Gaziantep’te henüz banka havalesi geleneği oluşmadığı için baba önemli miktarda mor binlikleri Abdullah’ın beline kuşakla bağlar, Adana’ya mal satın almaya gönderir. Hayatı hızlı öğrenen ve yaşayan Abdullah 18 yaşına varmadan çok iyi bir iş adamıdır. 20 yaşına varmadan ise kentin en güzel kızlarından Aysel hanımla evlenir. İlk oğlu Orhan, o askerlik görevini yaparken doğar. |
|
Çocuğunu kucaklayamadan, fotoğraflarından sever. Hayallerinin gerçekleşmesinde en önemli dayanak noktası dört oğludur. Manchester’de bir ev kiralar, Gaziantep kolejini bitiren kardeşler doğru İngiltere’ye gider, hepsi çeşitli dallarda mühendislik okurlar. Gaziantep’teki aile işleri gelişir, iplik ticaretinden küçük çaplı bir iplik fabrikasına dönüşür.
Bu dönüşüm dönemleri Abdullah Bey için çok sıkıntılı geçer, çok acı günler yaşar. 1979 yılında küçük bir sermaye ile İstanbul’a göçer, yeniden iplik ticaretine başlar. Kabuğuna sığamayan Abdullah Bey’in bu girişimi şimdi dört oğluyla birlikte bine yakın elemanın çalıştığı bir sanayi kuruluşu topluluğuna dönüşmüştür.
Abdullah Öğücü’nün yaşamındaki değişim ve gelişim süreci yalnızca işiyle ilgili değildir. o değişimi ve gelişimi yaşamının tümünde sağlamıştır. Yalnızca iş adamı olarak değil, bir bütün halinde iyi bir insan olmak için çalışmış, daima daha yüksek hedeflere odaklanmıştır. İşini. çok severdi, ama o işini işten öte görür, daha iyi yaşamasının ve daha iyi bir insan olmasının itici gücü olarak kullanırdı. İş yaşamı insan tanıma yönünden çok verimli bir ortamdır. O iş ilişkileri sırasında tanıdığı iyi insanları değerli birer ziynet gibi korudu, aile ve sosyal yaşamına da kattı. Çok önem verdiği, uzun yıllara dayalı değerli arkadaşları oldu. Periyodik olarak arkadaşlarıyla buluşur, genelde bu organizasyonları kendisi yapardı. Gerektiğinde ; “Çok özledim Onunla bir kahve içeyim.” diye bir arkadaşı için bin kilometrelik yola çıkmaktan üşenmezdi.
28 yıldan beri Lion’dur. Suadiye Lions Kulübü’nün en eski ve en düzenli üyelerinden biridir. Kadıköy’e ve Gaziantep’e hizmet eden birçok derneğin ve vakfın üyesi veya yöneticisidir. Kadıköy Belediyesi Aysel ve Abdullah Öğücü Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdunu bir hizmet olarak tamamlayıp bağışlamıştır. Yurdun bahçesindeki gülleri uzun yollardan özenle taşıyıp kendi elleri ile dikmiştir. Her yıl öğrenim dönemi başlamadan önce “Genç kızlar kendi aralarında tanışsınlar ve Kadıköy’ü yönetenleri tanısınlar” diye bir kahvaltı daveti düzenlerdi. Bu yıl yurt ilk mezunlarını vermişti, gençleri yine kahvaltıya davet etti, başarılar diledi ve memleketlerine küçük hediyelerle uğurladı.
Çok açık gönüllüydü. Her insanın karşısında sevgiyle eğilir, saygın ilişkiler kurardı. Göze batmak istemezdi. Her işini tevazu içinde kendi elleri ile yapmayı severdi. Sabah namazını kıldıktan sonra Moda Sahili’nde yaptığı uzun yürüyüşle güne başlar, hiç durmadan gün boyu aktif olurdu. Akşamları ise davet edildiği hiçbir yerden geri kalmazdı. Belki de geçirdiği kalp krizinin nedeni sabah 04. 00 de kalkarak çıktığı uçak yolculuğu ve yolculuk sonrası dinlenmeden yaşama katılmak arzusuydu. İçinin derinliklerinde bir güç tutkusu vardı. Başarıya odaklanır, başarısızlık düşüncesini kendine hiç yakın etmezdi. Bilirdi ki; “Kişisel güç, yaşamı ciddiye almaktan kaynaklanır. ” Bu bilinç içinde çevresindeki her şeye dikkat eder, ciddiye alır gereken önemle bakardı. Çok yönlü bir insandı ve yaşama büyük bir istekle bağlıydı. Her tatilde dünyanın başka bir yöresine giderdi. En büyük zevki ise oralardan torunlarına hediyeler toplamaktı. Bir gün; “ Dilsizlik seyahat de zor oluyor. ” Dedi ve 70 yaşında İngilizce öğrenmeye başladı. Biz genelde birlikte seyahat ederdik. Seyahatte ne zaman yalnız kalsa bir görürdük ki; her ülkeden insanları etrafına toplamış, küçük İngilizcesiyle neşeli sohbetlere başlamış. Ciddi görünüşünden hiç umulmayacak derecede esprili bir insandı. Her neşeye katılır, her sevinci paylaşırdı. Hiç ummadığı bir grubu dahi eğlenirken görse esprili bir yaklaşımla eğlencenin içine dalardı.
Rahmetli Abdullah Öğücü örnek bir işadamıydı. Onun örnek oluşu yalnızca kurduğu sanayiden, açtığı ekmek kapılarından, dürüst, duyarlı ve güvenli iş yapmasından kaynaklanmazdı. O işine yüreğini koyardı, insan gibi yaşardı, her yola sevgi ve saygıyla başlar, sonuca öyle ulaşırdı. Sizin niyetiniz iyi olunca Allah’ da size niyetlerinizi gerçekleştirecek olanak verir. “Para yalnız başına bir değer değildir. O gerçek değerini taşıyan adamda bulur.” Abdullah Öğücü Allah’ın ona kısmet ettiği her şeye gerçek değerini bulduran, iyi taşıyan, iyi kullanan, güzel bir insandı. KASDAV Mütevellisi Sayın Abdullah Öğücü’yü 25 Ağustos günü ani bir kalp krizi sonucu kaybettik. Allah yolunu ışıklı yapsın, rahmetiyle aydınlatsın.
Gaziantepliler Dernekleri Federasyon Başkanı İnal Aydınoğlu
30 / 08 / 2007 Gazete Kadıköy |
| |
 |
|
Anneme göre Antep’in tek mahallesi doğduğu yer olan Şehreküstü idi.
4’ü kız 2’si erkek altı çocuk sahibi olan annem bütün servetini yoksullara dağıtmıştır. Ölmeden 1 hafta önce Mevlüd’ünü okuttu son hayrını yaptı ve gitti.
ALLAH RAHMET EYLESİN…
Mehmet KARALAR |
|
| |
KAYBETTİKLERİMİZE TANRIDAN RAHMET
GERİDE
KALANLARA BAŞ SAĞLIĞI DİLERİZ |
| |
|