üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

    Başkan

GÜLLÜOĞLU


GEÇMİŞTEN GELECEĞE, DAMAĞINIZDAKİ TAT

Babam; Gaziantep’ten göç eden ilk baklavacıdır. 1949 yılında İstanbul’a gelerek Havyar Han numara 23’te ilk dükkanımızı açıyor. Ben 1952 yılında İstanbul’un Mercan semtinde dünyaya geldim. 1960 yılında babamın rahatsızlığı dolayısıyla Gaziantep’e tekrar geri döndük. İlk ve Ortaokul tahsilimi Gaziantep’te yaptım. İlkokul 2. sınıftayken Antep’e geri gitmiştik. İstanbul şivesiyle konuştuğum için benimle dalga geçiyorlardı. İstanbul çocuğu diyerek. Bende kendi kendime söz verdim en iyi Anteplice yi ben konuşacağım diye, bugün benim diyen Antepliden daha iyi Antep şivesi kullanıyorum. O kadar Antepli oldum ki Şehreküstü takımında futbol, lise basketbol oynadım. Daha sonra su altı dalgıçlığına merak sardım, şimdi bile zaman zaman su altı dalgıçlığı yaparım.

 

 

Antep’te iki lise bitirdim. Birisi İmam Hatip Lisesi diğeri Antep Lisesi, o zamanlar İmam Hatip Lisesini bitirenleri direk üniversiteye almıyorlardı. Benim üniversite puanlarım mühendislik tuttuğu halde ben ticaret ile ilgili bir okul okumak istedim ve İ.İ.T.İ.A’ya devam ettim. Aynı zamanda İstanbul’daki işimizin başına geçtiğimde yıl 1969-1970 di.

İşimizin başına geçtiğimde ben artık iyi bir baklavacı olmuştum. Çünkü Antep’te ortaokul ve lise dönemlerinde herkes tatile giderken Halit Güllü Hanında çıraklık yaparak bu mesleği öğrenmiştim. Gündüz okula gittim gece imalatta çalıştım. Üniversite 3. sınıfta askere gittim. Askerlikteyken okul sınavlarını verip okulu bitirdim.

İşin yönetimi tamamen bende olduğu için dört elle işe sarıldım. Havyar Han no 23 te olan dükkanımızı Karaköy deki Katlı otopark altındaki dükkana taşıdım. Bundan sonra gelecekte bu misyonu daha ileri nasıl götürürüz, nasıl şekillendiririz diye çalışmalara başladım. Fakat babam Mustafa Güllü fazla büyümemizi istemediği için benim bu önerilerimi hep göz ardı etti ve kabul etmedi. 1986 yılında belli bir yere getirdiğim bu firmadan üzülerek ayrıldım. Babamın verdiği az bir sermaye ile Hasanpaşa da ufak bir imalat hane kurarak kendi düşüncemi gerçekleştirmek için yeniden mücadeleye başladım. Bu arada ben insanların gerçek yüzlerini dostlarımı, düşmanlarımı öğrendim. Karaköy’de iken önümde arkamda koşan insanlar on torba şeker için bana güvenmediler. İnsanların gerçek yüzleri o zaman ortaya çıktı. Tabi bu olaylar beni daha da kamçıladı. Daha sonra biz yavaş yavaş şube sayılarımızı arttırmaya başladık. Bu gün 15 şubeli bir müesseseyiz.

Hasanpaşa daki yerimiz toplamı 250 m2 idi. Mağaza sayışları çoğalınca Hasanpaşa bize yetmemeye başladı. İhracata yönelik çalışmalarımıza Hasanpaşa cevap vermiyordu. 1997 yılında Kağıthane de 2250 m2 lik arsa satın alarak 2001 yılına kadar inşaatını yaptık. Toplam 1750 m2 üzerinde 4 kat toplamda da 7000 m2 lik bir kapalı alanımız ve imalathanemiz oldu.

 
Herkes otel mi yaptırıyorsun lükse gerek yok dedi. Ama biz kaliteden önce hijyen ve temizliğin geldiğine inanmıştık. Bunun haricinde dövize %20 faiz verildiği dönemde biz her şeyimizi ve borçlanarak bu fabrikayı kurduk. Çünkü bu deniz bitecek her şeyin üretime döneceğini iyi ve sağlıklı üretenin başarılı olacağına inanıyorduk ve yatırımlarımızı bu göreve yönlendirdik. Bu arada tam kriz döneminde borcumuz ikiye katlandı ama biz hiçbir zaman şevkimizden ve azmimizden bir şey kaybetmeden çalıştık.

Şükür ki şu anda yanımızda 300 kişi çalışmakta, işimiz, şube sayımızı her geçen gün arttırmaya çalışıyoruz. Aileleri ile birlikte yaklaşık 1000 kişinin ekmek kapısıyız. Sırf bundan dolayı bile huzurluyum, rahatım.
   

Hani ne derler; “En rahat yastık müsterih olan vicdandır.” Ben vicdanımla baş başa kaldığımda iyi ki de yatırım yapmışım diyorum. Allah sıhhat sağlık verdiği sürece de bu ülkeye yatırım yapmaya devam edeceğim.

Biz ata, dede mesleğini aldık buraya getirdik. Dileğim odur ki; bundan sonra benim çocuklarım, torunlarım ve onların da torunları bu işi daha da geliştirerek Baklavayı ve Güllüoğlu adını bütün dünyaya duyururlar. Bizim aile Baklavayı Yöresellikten Evrenselliğe taşımıştır. Bu bayrak bizden sonraki nesilde de devam edecektir. En azından bir kuşak daha devam edeceğini biliyorum. Çünkü oğlum işin başına geçmek için baklavacılığın imalatından başlayarak her şeyi öğrendi. Öğreniyor.

Tabi bizim asıl işimiz baklavacılık olmasına rağmen bunun yanında yavaş yavaş entegrasyon çalışmaları da yaparak un ve unlu mamullerle yapılan her şeyi yapmaya başladık.

Börek çeşitleri, poğaça çeşitleri, milföy çeşitleri, lokum, kadayıf, pasta ve dondurma ve yufka çeşitleri yaptık.

İlk ihracatımıza lokum ve lokumlu baklava ihraç ederek başladık. Bununla da yetinmeyerek imalatta standardı nasıl yakalarız, burada sattığımız baklavanın aynısını Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da ve diğer ülkelerde de satarız diye Ar-Ge çalışmalarına başladık. Yeni sistemler geliştirdik. Şoklama sistemini geliştirerek değiştirdik.

   

Bu sayede Amerika’da Newyork da bir mağaza açtık. Bu bizim yurt dışındaki ilk mağazamız. Şu anda Londra’da ve Californiya-Los angles da mağaza açma çalışmalarımız son aşamaya geldi.

Bundan sonra Allah izin verirse artık yurt dışı şubelerimizi ve yatırımlarımızı geliştirip, önce Gaziantep’e sonra bu ülkemize olan vefa borcumuzu ödemeye çalışacağız.


 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25