 |
Bu sayımızda ve bundan sonraki bütün sayılarımızda İlimizde yetişmiş sporcuları, yaşayan canlı tarihimiz insanlarını tanıyalım, onların o güzel anlatımlarını sizlere de aktaralım, onlarla sohbet edelim.
Bu amaçla sayımızda hepimizin ağabeyi, babası “Baba Fevzi” Fevzi Özçalışkan ile başlayalım istedik sohbetimize… |
|
Sevgili Fevzi Baba G.Antep'te doğduğunuzu biliyoruz. G.Antep'in hangi mahallesinde doğdunuz? Sizin çocukluğunuzda mahallenizin özellikleri nelerdi? Bugün ki durumu nasıl?
Gaziantep’in Tabakhane Mahallesinin Kafadar sokağında 1929 yılının Ramazan ayının 20. günü doğmuşum.
Bizim oturduğumuz mahalle Alleben’in öbür yakasındadır. Adından da anlaşılacağı gibi mahallemiz aynı zamanda o dönem Gaziantep’in tabakhanesiydi.
Deri tabaklanırdı. Mahallemizde oturan herkes neredeyse tabakçıydı. Oturduğumuz 30-35 haneli bir sokakta çok zengin aileler de, orta halli aileler de, fakir aileler de vardı. Ama bütün bunlara rağmen komşuluk ilişkilerimiz son derece gelişkindi. Akşam olduğunda komşular birbirlerine tabak tabak yemekler gönderir, bir evde pişen diğer eve mutlaka giderdi.
Oturduğumuz sokakta 4-5 fakir aile vardı. Onların odun kömür ihtiyaçları herkes yattıktan sonra evlerinin kapılarına bırakılır böylece onların sıkılmaları önlenirdi. Komşuluklarımız bu kadar güzel bu kadar sevgi doluydu.
Mahallemizde anne babamızdan çok komşu teyzeler ve amcalar bizleri korur ve kollardı.
Peki, Sevgili Fevzi Baba mahallede bugünkü durum nasıl? Bu konu da bir şeyler söylemek ister misiniz?
Apartman usulüne geçildi ve ne yazık ki aynı apartmanda oturan insanlar birbirlerini tanımıyorlar, birbirlerine selam bile vermiyorlar. Yani eski komşuluklar maalesef kalmadı.
Bize okuduğunuz okulları ve gençlik yıllarınızı anlatır mısınız?
Mahallemizdeki Ali Nacar Camisinin altında okul olarak kullanılan 2 sınıflı bir yer vardı, ilkokula orda başladım, bir yıl sonra orası yıkılınca Tink önünde bir evde 2. sınıfı okudum.
3-4-5’i ise o dönemde öğretime yeni başlayan Kayacık İlkokulunda okudum ve bu okulun 1 numaralı mezunuyum. Daha sonra Gaziantep ortaokuluna başladım ve okulu orada bitirdim. Ortaokulu bitirdikten sonra rahmetli babam bana “oğlum okursan memnun olursun, pantolonun ütülü cebin boş olur. Esnaf olursan pantolonun ütüsüz cebin dolu olur.” Diyerek beni kendi mesleği de olan tabakçılık mesleğine yöneltti. Bende iki yıl süreyle tabakçılık yaptım. Zaten o zamana kadar ilkokul yıllarım dahil hiçbir tatil dönemim boş geçmezdi. Tatil döneminde Külekçilik-Ekmekçi çıraklığı-Kebapçı çıraklığı veya kuşakçı çıraklığı gibi işlerde çalışırdım. Anneme ne olur anne bir hafta bari tatil yapayım dediğimde bana “Oğlum; gezen ayağa pis bulaşır.” Derdi. Baba mesleğinde çalışırken de bu arada futbola merak sarmaya başladım. Daha doğrusu spora. Evimizin hemen yanında bölgenin antrenman sahası vardı ve bütün sporlar yapılırdı. Bende seyretmeye gider. Koşardım, gülle atardım, top oynardım. Derken bir anda kendimi Çınarlı Kulübünde top oynarken buldum.
Bu arada babam benim okuma isteğimi kırmayarak liseye yazdırdı. Liseye başladığımda Mesut İlbeyli ve Dr. Cengiz Göğüş benim Lise Gençlik Kulübüne girmemi istediler, bende oraya geçerek futbol yaşantımı orda sürdürdüm. |
|
 |
Lise yıllarından sonra neler yaptınız?
Liseyi bitirdikten sonra Harp Okuluna başladım. Tabi ki Askerlik mesleğini seçmemdeki en büyük etken babamdı. Babamın anlattığı I. Dünya Savaşı anıları, esirlik anıları beni ister istemez asker yapmıştı. Bende bu şevkle askerliğe başladım ve 1976 yılında Albaylıktan emekli oluncaya kadar hizmet verdim. |
|
Bize babanızın askerlik anılarından aklınızda ve sizi en çok etkileyen bir anı anlatabilir misiniz?
Babam Yemen’de 1,5 yılı esaret olmak üzere 13,5 yıl askerlik yapıyor. I. Dünya Savaşında Medine Muhasarasına katılıyor. Medine Muhasarasını yarıp çıktıktan sonra İngilizlerle savaşa Kuzeye doğru ilerleyerek Filistin’e doğru gidiyorlar. Bu arada askerin günlük istihkakı 200 Dirhem |3,207 gr| kavrulmuş buğday ve bir matara sudan oluşuyor. Babam da askerde çavuş olduğu için Bölük Komutanına vekalet ediyor. Askerin biri bir gün babamın yanına gelip “Çavuşum Mehmet cebinden çıkarıp çıkarıp buğday yiyor, benim buğdayım da döküldü. Yürüyecek takatimde kalmadı, azıcık versin de biraz kendimi toparlayıp yürüyebileyim” der. Babam bunun üzerine Mehmet’in yanına giderek ne yediğini, yediğinden birazcıkta arkadaşına vermesini söyler. Bunun üzerine Mehmet cebinden yediği şeyi çıkartır. Bu kurutulmuş dışkılardır.
Bunu neden anlattım derseniz, bu memleketin nasıl kurtarıldığını, ne zorluklardan bugüne gelindiğini bilinmesi için anlattım.
Evet Sevgili Fevzi Baba dünü bilmeden bugünlerin kıymetini anlamak gerçekten de zor. Peki biz sizin futbolculuk yıllarınıza dönersek bize hangi mevkide oynadığınızı, o dönemin futbol anlayışını azıcık anlatır mısınız?
Santrhaf oynardım. Şimdilerde Libero diyorlar. Ama bizim zamanımızda çakılı defans oynardık öyle ikide bir ileriye çıkılmaz çok ender olarak orta saha geçilirdi. Öyle kavgalar dövüşler olmaz maçlara kol kola gidilir kol kola dönülürdü.
Hiç unutmam bir gün Şehreküstü Futbol takımıyla yaptığımız maçta yenilmiştik. Bizler sahanın ortasına toplanmış hep beraber ağlıyoruz, bir de baktık ki Şehreküstü takımının oyuncularının hepsi her birimizin yanına oturmuş bizleri teselli ediyor. İşte bizim zamanımızda futbol aşkı da, arkadaşlık ta, spor buydu. |
| |
 |
Lise yıllarından sonra neler yaptınız?
Liseyi bitirdikten sonra Harp Okuluna başladım. Tabi ki Askerlik mesleğini seçmemdeki en büyük etken babamdı. Babamın anlattığı I. Dünya Savaşı anıları, esirlik anıları beni ister istemez asker yapmıştı. Bende bu şevkle askerliğe başladım ve 1976 yılında Albaylıktan emekli oluncaya kadar hizmet verdim.
Bize babanızın askerlik anılarından aklınızda ve sizi en çok etkileyen bir anı anlatabilir misiniz?
Babam Yemen’de 1,5 yılı esaret olmak üzere 13,5 yıl askerlik yapıyor. I. Dünya Savaşında Medine Muhasarasına katılıyor. Medine Muhasarasını yarıp çıktıktan sonra İngilizlerle savaşa Kuzeye doğru ilerleyerek Filistin’e doğru gidiyorlar. Bu arada askerin günlük istihkakı 200 Dirhem |3,207 gr| kavrulmuş buğday ve bir matara sudan oluşuyor. Babam da askerde çavuş olduğu için Bölük Komutanına vekalet ediyor. Askerin biri bir gün babamın yanına gelip “Çavuşum Mehmet cebinden çıkarıp çıkarıp buğday yiyor, benim buğdayım da döküldü. |
|
Yürüyecek takatimde kalmadı, azıcık versin de biraz kendimi toparlayıp yürüyebileyim” der. Babam bunun üzerine Mehmet’in yanına giderek ne yediğini, yediğinden birazcıkta arkadaşına vermesini söyler. Bunun üzerine Mehmet cebinden yediği şeyi çıkartır. Bu kurutulmuş dışkılardır.
Bunu neden anlattım derseniz, bu memleketin nasıl kurtarıldığını, ne zorluklardan bugüne gelindiğini bilinmesi için anlattım.
Evet Sevgili Fevzi Baba dünü bilmeden bugünlerin kıymetini anlamak gerçekten de zor. Peki biz sizin futbolculuk yıllarınıza dönersek bize hangi mevkide oynadığınızı, o dönemin futbol anlayışını azıcık anlatır mısınız?
Santrhaf oynardım. Şimdilerde Libero diyorlar. Ama bizim zamanımızda çakılı defans oynardık öyle ikide bir ileriye çıkılmaz çok ender olarak orta saha geçilirdi. Öyle kavgalar dövüşler olmaz maçlara kol kola gidilir kol kola dönülürdü.Hiç unutmam bir gün Şehreküstü Futbol takımıyla yaptığımız maçta yenilmiştik. Bizler sahanın ortasına toplanmış hep beraber ağlıyoruz, bir de baktık ki Şehreküstü takımının oyuncularının hepsi her birimizin yanına oturmuş bizleri teselli ediyor. İşte bizim zamanımızda futbol aşkı da, arkadaşlık ta, spor buydu. |
|
 |
Emekliliğiniz nasıl geçiyor. Günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?
Emeklilikten sonra bir firmada 21 yıl yönetici olarak çalıştım. Bu arada Derneğimizin 2. Dönem yani 1988 dönemi Yönetim Kuruluna seçildim. Çok uzun süre dernek faaliyetlerinde çalıştım. Bizim dönemimizde özellikle öğrencilere burs verilmesini gündeme aldık. Prof. Dr. Sayın Necmettin Sökücü ile dükkan dükkan hemşeri hemşeri dolaşmamızı unutmam. Ama bütün bunların meyvelerini aldık. Burs topladığımız öğrenciler arasında şu anda Profesör olanlar, Doçent olanlar var. Tanınmış doktorlar, iş adamları olanlar var.
Peki şu anda dernekle ilişkileriniz nasıl?
Ben katısız Gaziantep aşığıyım. Gaziantepli olmaktan her zaman gurur duydum. Gaziantepli olduğum için de dostlarım tarafından her zaman ayrıcalık gördüm. |
|
Birlikte çalıştığım bütün arkadaşlarıma, Gaziantep’e ve Gazianteplilere verdiğim emek helal hoş olsun. Bu gelişmenin içinde benim ed azıcık katkım varsa ne mutlu bana.
Bize son olarak söyleyecekleriniz nelerdir?
Şimdiki yaşamımda yanımda biricik eşim can yoldaşım Aysel, kızım Nilgün Damadım Ergün, oğlum ve çok değerli üç torunum var. Güzel günler geçirip sonumuzu bekliyoruz.
Efendim Allah sizlere uzun ve sağlıklı ömürler versin. Geldiğiniz için, bu güzel söyleşi için çok çok teşekkür ederiz. Sizleri yanımızda görmek bize güç verir. |
 |
|
| |
 |
|
|
|
|
|
|