üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

  Anadolu ve Baklava
İÇİNDEKİLER

1-Başyazı
2-Bilim Adamı
3-Memik Usta
4-Mehmet Uygun
5-Kitap tanıtımı
6-Etkinliklerimiz
7-Frankfurt Derneği
8-Gezi


9-Irak Fuarı

10-Gaziantep Belediye Başkanı
11-Federasyon
12-Gaziantepli
13-Kaşı Beyaz
14-Yesemek Atölyesi
15-Gaziantep
16-Millet Hanı


17-Müzeler

18-Ömer Lök
19-Yesemek Atölyesi
20-Kültürel Faliyetler
21-Anadolu ve Baklava
22-Basında Gaziantep
23-Nizip Derneği
24-İslahiye Derneği


 

 

 

 

Anadolu'da baklavanın kayıtlı olduğu il
GAZİANTEP tir
Orta Asya oklavasının yufkası ile Güneydoğu Asya'nın tatlısının şerbeti Anadolu'da buluştu. İki kültürün
buluşması yufkaların kat kat süslendiği baklavaya dönüştü.
Yemek ve tatlı kültürü "yalnız benimdir" sözleri ile yaşamaz. O kültüre sahip çıkmak gerekir. Yaşadığın
coğrafyada onu gelecek kuşaklara intikal ettirmeyi bir sorumluluk olarak görmek gerekir. Ayrıca bu kültürel
değerleri sınırlarınızın ötesine taşımak, dünya piyasalarına tanıtmak ve onları korumak zorundasınız. Acaba
bugün bizler bu düşünceye ne kadar yakınız ve bu konuda ne denli bir sorumluluk almaktayız?

Bu tür etkinlikler bir çok yerde yapılmasına rağmen Gaziantep Kültür Derneği'nin gösterdiği ciddi tutumla, bünyesinde kendi­liğinden elit bir zümre oluştu. Öğretmenler, doktorlar, avukat­lar ve seçkin ozanlarıyla gerçekten güzel bir atmosfer yakala­dı. Burada özellikle bir şeye değinmek istiyorum, aramızda An-tepli olarak pek az insan bulunmaktadır. Gönül ister ki bu me­kanda Anteplilerin de sesi duyulsun, elbette ki bu bizi mutlu edecektir.
Derneğin yeni faaliyete geçirdiği dergisinde sesimizi daha etkin duyuracağımız inancıyla ve böyle bir faaliyet içinde bulunmak isteyen tüm Anteplileri aramızda görmek umuduyla ve yaz sonunda buluşmak üzere hoşça kalınız.
Ayten Demirağ Brüksel'de, AB ülkeleri tarafından düzenlenen "Avrupa Günü" etkinliklerin- de dağıtılan kitapçıkta, "Baklava bizim­dir, bizim kalacak" sloganlarıyla ortalık birbi­rine girdi. Bu savaş Anadolu ve Ege coğrafya­sındaki medeniyetlerin tatlı kültürü savaşına yol açtı. Baklava, Rum tatlısı olarak tanıtılınca tüm baklavacılar ve baklava severler bu "Rum oyununa" karşı teyakkuza geçti. Kollar sıvan­dı, ay yıldızlı baklavalarla karşı hücuma geçildi.Bu konuda Türk basınında kaleme alınan haberler ve köşe yazıları gündemi sıcak tutar­ken, dış basındaki siyasi ve toplumsal açıkla­malar ise farklı yorumlara neden oldu.Türk basınındaki tarafların farklı görüşle­rini ve söylemlerini takdirinize sunuyoruz
Tartışmalarda kimler neler dedi!
"Baklavanın alt kimliği de, üst kimliği de karışık
" Şermin Terzi/ Hürriyet, 21. 05. 06Kaynaklara bakılırsa, geçmişten bugüne baklavayı sahiplenmeyen kalmamış. İlk riva­yetler Asurlulara kadar uzanıyor, iki hamur arasına serpiştirilen kuru meyvelerin fırına verilmesinin baklavanın ilk hali olduğu tahmin ediliyor. Baklavanın incecik yufkalardan yapı­lıp içine cevizin girmesinin ise Orta Asya'da başladığı iddia ediliyor.
Göçebe Türkler, yerleşik olmadıklarından fırın yerine at üstünde kolaylıkla taşınan ince sac kullanı­yordu. Ekmek ye­rine, sac üzerinde piş­miş yufka yiyorlardı. Bu gelenek halen Ana­dolu'nun pek çok yerinde sürüyor. Orta As­ya'da bol bulunan cevizin, bu ince yufkaların arasına iptidai bir şekilde koyulmasıyla cevizli baklavanın tarihçesi başlıyor. Baklava etimolojik (kelime kökeni) olarak incelendiğinde karşımıza "baklahu" kelimesi çıkıyor. Gaziantep'in en ünlü baklavacısı İmam Çağdaş'ın sahibi Burhan Çağdaş'ın söylediğine göre, "baklahu" bohça hamur anlamına geliyormuş. Bak tavanın açılması için gereken okla­vanın kökeninin ise yine Orta As­ya'daki "Oklahu"dan geldiğini id­dia ediyor.
Baklavanın kökeni ile ilgili araştırma yapanların başında I Los Angeles Times gazetesinin yemek uzmanı Charles Perry ge­liyor. Perry birkaç kez baklavayı araştırmak için Türkiye'ye gelmiş ve özellikle Gazian­tep'te bulunmuş. Hatta gazetesine baklavayla ilgili dört sayfalık yazı hazırlamış. Perry, aynı zamanda 2001 yılında İtalya'da yapı­lan Dünya Yemek Sempozyumu'nda baklava­nın Türklere ait olduğunu anlatmış. Bu tezin­de de yine baklavayla ilgili kelimelerin etimo­lojisini kullanmış ve ince anlamına gelen yuf­ka kelimesinin Orta Asya'daki "yubka" dan geldiğini ve "kat" kelimesinin de Türkçe oldu­ğunu söylemiş. Baklava kelimesi ayrıca Türk­çe uyum kurallarına da uygun.Milliyeti ne olursa olsun, herkesin hemfi­kir olduğu şey, baklavanın bugünkü halinin Osmanlı döneminden miras kaldığı. Ümit Si­nan Topçu oğlu, baklava ile ilgili en eski Os­manlı kaydının, Fatih Sultan Mehmed döneminde saray­da tutulan mutfak defterle­rinde rastlandığını söylüyor. Bu kayda göre, 1473 şaban ayında Top kapı Sarayı'nda baklava pişirilmiş. 17. yüzyıl ortalarında Evliya Çelebi de Seyahatnamesi'nln bir bölü­münde baklava yediğini yaz­mış. Vehbi'nin "Surnamesi"nde ise Sultan 3. Ahmed'in dört oğluna 1720 yılında yapılan sünnet düğününde konuklara baklava ikram edildiği yazılı. Padişahın, ramazanın 15. gü-nü Yeniçeri Ocağı'ndaki askerlere baklava gönderdiği, tarihi kayıtlara geçmiş. Her 10 askere bir tepsi baklava düşüyormuş. Yeniçe­ri Ocağı'nın kapanmasıyla birlikte "Baklava Alayı" da tarihe karıştı. Çekler, 19. yüzyılda Teksas'a göç ederken, Türklerden öğrendikle­ri baklavayı da beraberinde götürmüş. Teksas Baklavası böylece literatüre girmiş. Şaşırtıcı ama Amerika, baklavanın en fazla tüketildiği ülkeler arasında. ABD'deki baklava piyasası tamamen Yunanlıların elinde. Girişimci ruhu sınır tanımayan Türkler ise bu konuda yaya kalmış. Patentini bile almak bugüne dek aklı­mıza gelmemişken, atı alan Üsküdar'ı geçmiş.


Baklavanın Rum olduğunu iddia edenler arasında Yunanlı profesör Speros Vryonis var. Vryonis, Bizans'ta çok sevilen "kopte" ve­ya "kopton" ismindeki tatlının baklavaya çok benzediğini iddia ediyor. Ama karşısında yine Charles Perry'yi buluyor: "Kopte bir hamur işi değil, bir şekerlemedir!" İstanbullu bir Rum olan ve şu an Atina'da yaşayan Sula Bo-zis ise bir kitabında, iki kalın yufkanın arasın­da

havanda dövülmüş ceviz, susam ve bal ka­rışımı ile yapılan kopti isminde bir Bizans tat­lısından bahsediyor. Mutfak kültürüyle ilgile­nen Ümit Sinan Topçuoğlu bu tatlıyla ilgili şöyle bir soru soruyor: "Susam macunu esas­lı bir şekerleme olan kopte, yufka esaslı bir hamur işi tatlıya dönüşmüşse, daha sonra da çok katlı yufka esaslı baklavaya dönüşmüş olabilir. Ama, o zaman yufkanın Bizans mut­fak kültürüne nasıl girdiğini de açıklamak ge­rek. "
Baklavanın kimlik kartıyla ilgili Lübnan basını da tepkisiz kalmadı: "Biz bu işi her iki­sinden de daha iyi yaparız. Üçüncü dünya savaşı belki bu yüzden çıkar. Ama bu çok tatlı ve lezzetli bir savaş olur. "
Radikal Gazetesi'nin Gaziantepli yazarı Hasan Celal Güzel 14/05/2006 tarihli makalesinde şöyle yazıyor:

Orta Asya'dan beri zenginleştirerek sahip olduğumuz kültür, adeta gasp edilerek elimizden alınıyor. Övünmek gibi olmasın,bendeniz Gaziantepliyim. Bu gazi şehrimizde bir Türk/Türkmen kültürü hâkimdir. Ha­lep ve Gaziantep, asırlar boyunca Türklerin Anadolu'ya esas giriş kapısı olmuş; Türkmen boyları, Barak Ovası'nda kışlayarak Kahra­manmaraşüzerinden bütün Anadolu'ya yayıl­mışlardır.
Dünyaca ünlü yemek uzmanı Charles Perry, Los Angeles Times'ın 26 Mayıs 1999 tarihli nüshasında ve 2001 yılında yapılan Dünya Yemek Sempozyumu'nda, 'Baklava'nın öz be öz Türk tatlısı olduğunu ve 1400'lû yıl­larda Orta Asya'dan Türkiye'ye geldiğini be­lirtmiş ve bu tezi kabul görmüştür.
Rumlar baklavanın tadını bilmezken, ha­len Gaziantep'te faaliyette bulunan İmam Çağdaş'in işletmesi 1887'de, Güllüoğlu'nunki de 1888'de kurulmuştur. İstanbul'dan Nadir Güllüoğlu, 'Onlara baklavayı biz satıyoruz' di­ye tepki gösterirken, dostum Burhan Çağdaş her zamanki mütevazı haliyle, 'Orta Asya'dan gelen cevizli baklavayı biz fıstıklı yaptık' diyor ve baklavanın, bohça hamur anlamındaki 'baklahu' dan geldiğini anlatıyor. Sahi, eğer Yunan tatlısıysa baklava nasıl Türk­çe olabiliyor dersiniz? 'Baklavyus' filan olması gerekmez miydi?....
Yunanlıya, Fransız'a ve Frengistan'a boşuna kızıp durmayalım. Asıl kabahat bizim kompleksli aydınımızdadır. Turgut Özakman, 'Şu Çılgın Türkler' isimli eserinde, bu 'komp­leksli aydın' tipini çok iyi anlatıyor ve Şair Cenap Şahabettin'in, 'Türkler ilim ve medeniyet sahasında hiç bir şey yapmamış­lar, hiç bir eser vücuda getirmemişlerdir' dediğini naklediyor.
Baklava dalaşı
Ömer BİLGE/ LEFKOŞA 12. 05. 2006 tarihli Hürriyet Baklavacılar ayakta
KARAKÖY Güllüoğlu Başkanı Nadir Güllü, baklavanın Türk yemek kültürünün parçası ol­duğunu söyledi ve "Baklava Rumların milli tatlısıdır" iddiasının mutlaka düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

Baklava ve Tatlı Üreticileri Derneği Baş­kanı Mehmet Yıldırım da Türkiye'nin değer­lerine sahip çıkması gerektiğini bildirerek, baklavanın Orta Asya'dan Türklerin getirildiğini söy­ledi. Yıldırım, baklavanın Türk tatlısı olduğunu belgelerle de is­patladıklarını anlattı.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24