Anadolu'da baklavanın kayıtlı olduğu il
GAZİANTEP tir
Orta Asya oklavasının yufkası ile Güneydoğu Asya'nın tatlısının şerbeti Anadolu'da buluştu. İki kültürün
buluşması yufkaların kat kat süslendiği baklavaya dönüştü.
Yemek ve tatlı kültürü "yalnız benimdir" sözleri ile yaşamaz. O kültüre sahip çıkmak gerekir. Yaşadığın
coğrafyada onu gelecek kuşaklara intikal ettirmeyi bir sorumluluk olarak görmek gerekir. Ayrıca bu kültürel
değerleri sınırlarınızın ötesine taşımak, dünya piyasalarına tanıtmak ve onları korumak zorundasınız. Acaba
bugün bizler bu düşünceye ne kadar yakınız ve bu konuda ne denli bir sorumluluk almaktayız?
Bu tür etkinlikler bir çok yerde yapılmasına rağmen Gaziantep Kültür Derneği'nin gösterdiği ciddi tutumla, bünyesinde kendiliğinden elit bir zümre oluştu. Öğretmenler, doktorlar, avukatlar ve seçkin ozanlarıyla gerçekten güzel bir atmosfer yakaladı. Burada özellikle bir şeye değinmek istiyorum, aramızda An-tepli olarak pek az insan bulunmaktadır. Gönül ister ki bu mekanda Anteplilerin de sesi duyulsun, elbette ki bu bizi mutlu edecektir.
Derneğin yeni faaliyete geçirdiği dergisinde sesimizi daha etkin duyuracağımız inancıyla ve böyle bir faaliyet içinde bulunmak isteyen tüm Anteplileri aramızda görmek umuduyla ve yaz sonunda buluşmak üzere hoşça kalınız.
Ayten Demirağ Brüksel'de, AB ülkeleri tarafından düzenlenen "Avrupa Günü" etkinliklerin- de dağıtılan kitapçıkta, "Baklava bizimdir, bizim kalacak" sloganlarıyla ortalık birbirine girdi. Bu savaş Anadolu ve Ege coğrafyasındaki medeniyetlerin tatlı kültürü savaşına yol açtı. Baklava, Rum tatlısı olarak tanıtılınca tüm baklavacılar ve baklava severler bu "Rum oyununa" karşı teyakkuza geçti. Kollar sıvandı, ay yıldızlı baklavalarla karşı hücuma geçildi.Bu konuda Türk basınında kaleme alınan haberler ve köşe yazıları gündemi sıcak tutarken, dış basındaki siyasi ve toplumsal açıklamalar ise farklı yorumlara neden oldu.Türk basınındaki tarafların farklı görüşlerini ve söylemlerini takdirinize sunuyoruz
Tartışmalarda kimler neler dedi!
"Baklavanın alt kimliği de, üst kimliği de karışık " Şermin Terzi/ Hürriyet, 21. 05. 06Kaynaklara bakılırsa, geçmişten bugüne baklavayı sahiplenmeyen kalmamış. İlk rivayetler Asurlulara kadar uzanıyor, iki hamur arasına serpiştirilen kuru meyvelerin fırına verilmesinin baklavanın ilk hali olduğu tahmin ediliyor. Baklavanın incecik yufkalardan yapılıp içine cevizin girmesinin ise Orta Asya'da başladığı iddia ediliyor.
Göçebe Türkler, yerleşik olmadıklarından fırın yerine at üstünde kolaylıkla taşınan ince sac kullanıyordu. Ekmek yerine, sac üzerinde pişmiş yufka yiyorlardı. Bu gelenek halen Anadolu'nun pek çok yerinde sürüyor. Orta Asya'da bol bulunan cevizin, bu ince yufkaların arasına iptidai bir şekilde koyulmasıyla cevizli baklavanın tarihçesi başlıyor. Baklava etimolojik (kelime kökeni) olarak incelendiğinde karşımıza "baklahu" kelimesi çıkıyor. Gaziantep'in en ünlü baklavacısı İmam Çağdaş'ın sahibi Burhan Çağdaş'ın söylediğine göre, "baklahu" bohça hamur anlamına geliyormuş. Bak tavanın açılması için gereken oklavanın kökeninin ise yine Orta Asya'daki "Oklahu"dan geldiğini iddia ediyor.
Baklavanın kökeni ile ilgili araştırma yapanların başında I Los Angeles Times gazetesinin yemek uzmanı Charles Perry geliyor. Perry birkaç kez baklavayı araştırmak için Türkiye'ye gelmiş ve özellikle Gaziantep'te bulunmuş. Hatta gazetesine baklavayla ilgili dört sayfalık yazı hazırlamış. Perry, aynı zamanda 2001 yılında İtalya'da yapılan Dünya Yemek Sempozyumu'nda baklavanın Türklere ait olduğunu anlatmış. Bu tezinde de yine baklavayla ilgili kelimelerin etimolojisini kullanmış ve ince anlamına gelen yufka kelimesinin Orta Asya'daki "yubka" dan geldiğini ve "kat" kelimesinin de Türkçe olduğunu söylemiş. Baklava kelimesi ayrıca Türkçe uyum kurallarına da uygun.Milliyeti ne olursa olsun, herkesin hemfikir olduğu şey, baklavanın bugünkü halinin Osmanlı döneminden miras kaldığı. Ümit Sinan Topçu oğlu, baklava ile ilgili en eski Osmanlı kaydının, Fatih Sultan Mehmed döneminde sarayda tutulan mutfak defterlerinde rastlandığını söylüyor. Bu kayda göre, 1473 şaban ayında Top kapı Sarayı'nda baklava pişirilmiş. 17. yüzyıl ortalarında Evliya Çelebi de Seyahatnamesi'nln bir bölümünde baklava yediğini yazmış. Vehbi'nin "Surnamesi"nde ise Sultan 3. Ahmed'in dört oğluna 1720 yılında yapılan sünnet düğününde konuklara baklava ikram edildiği yazılı. Padişahın, ramazanın 15. gü-nü Yeniçeri Ocağı'ndaki askerlere baklava gönderdiği, tarihi kayıtlara geçmiş. Her 10 askere bir tepsi baklava düşüyormuş. Yeniçeri Ocağı'nın kapanmasıyla birlikte "Baklava Alayı" da tarihe karıştı. Çekler, 19. yüzyılda Teksas'a göç ederken, Türklerden öğrendikleri baklavayı da beraberinde götürmüş. Teksas Baklavası böylece literatüre girmiş. Şaşırtıcı ama Amerika, baklavanın en fazla tüketildiği ülkeler arasında. ABD'deki baklava piyasası tamamen Yunanlıların elinde. Girişimci ruhu sınır tanımayan Türkler ise bu konuda yaya kalmış. Patentini bile almak bugüne dek aklımıza gelmemişken, atı alan Üsküdar'ı geçmiş.
Baklavanın Rum olduğunu iddia edenler arasında Yunanlı profesör Speros Vryonis var. Vryonis, Bizans'ta çok sevilen "kopte" veya "kopton" ismindeki tatlının baklavaya çok benzediğini iddia ediyor. Ama karşısında yine Charles Perry'yi buluyor: "Kopte bir hamur işi değil, bir şekerlemedir!" İstanbullu bir Rum olan ve şu an Atina'da yaşayan Sula Bo-zis ise bir kitabında, iki kalın yufkanın arasında
 |
havanda dövülmüş ceviz, susam ve bal karışımı ile yapılan kopti isminde bir Bizans tatlısından bahsediyor. Mutfak kültürüyle ilgilenen Ümit Sinan Topçuoğlu bu tatlıyla ilgili şöyle bir soru soruyor: "Susam macunu esaslı bir şekerleme olan kopte, yufka esaslı bir hamur işi tatlıya dönüşmüşse, daha sonra da çok katlı yufka esaslı baklavaya dönüşmüş olabilir. Ama, o zaman yufkanın Bizans mutfak kültürüne nasıl girdiğini de açıklamak gerek. "
Baklavanın kimlik kartıyla ilgili Lübnan basını da tepkisiz kalmadı: "Biz bu işi her ikisinden de daha iyi yaparız. Üçüncü dünya savaşı belki bu yüzden çıkar. Ama bu çok tatlı ve lezzetli bir savaş olur. "
Radikal Gazetesi'nin Gaziantepli yazarı Hasan Celal Güzel 14/05/2006 tarihli makalesinde şöyle yazıyor:
Orta Asya'dan beri zenginleştirerek sahip olduğumuz kültür, adeta gasp edilerek elimizden alınıyor. Övünmek gibi olmasın,bendeniz Gaziantepliyim. Bu gazi şehrimizde bir Türk/Türkmen kültürü hâkimdir. Halep ve Gaziantep, asırlar boyunca Türklerin Anadolu'ya esas giriş kapısı olmuş; Türkmen boyları, Barak Ovası'nda kışlayarak Kahramanmaraşüzerinden bütün Anadolu'ya yayılmışlardır.
Dünyaca ünlü yemek uzmanı Charles Perry, Los Angeles Times'ın 26 Mayıs 1999 tarihli nüshasında ve 2001 yılında yapılan Dünya Yemek Sempozyumu'nda, 'Baklava'nın öz be öz Türk tatlısı olduğunu ve 1400'lû yıllarda Orta Asya'dan Türkiye'ye geldiğini belirtmiş ve bu tezi kabul görmüştür.
Rumlar baklavanın tadını bilmezken, halen Gaziantep'te faaliyette bulunan İmam Çağdaş'in işletmesi 1887'de, Güllüoğlu'nunki de 1888'de kurulmuştur. İstanbul'dan Nadir Güllüoğlu, 'Onlara baklavayı biz satıyoruz' diye tepki gösterirken, dostum Burhan Çağdaş her zamanki mütevazı haliyle, 'Orta Asya'dan gelen cevizli baklavayı biz fıstıklı yaptık' diyor ve baklavanın, bohça hamur anlamındaki 'baklahu' dan geldiğini anlatıyor. Sahi, eğer Yunan tatlısıysa baklava nasıl Türkçe olabiliyor dersiniz? 'Baklavyus' filan olması gerekmez miydi?....
Yunanlıya, Fransız'a ve Frengistan'a boşuna kızıp durmayalım. Asıl kabahat bizim kompleksli aydınımızdadır. Turgut Özakman, 'Şu Çılgın Türkler' isimli eserinde, bu 'kompleksli aydın' tipini çok iyi anlatıyor ve Şair Cenap Şahabettin'in, 'Türkler ilim ve medeniyet sahasında hiç bir şey yapmamışlar, hiç bir eser vücuda getirmemişlerdir' dediğini naklediyor.
Baklava dalaşı
Ömer BİLGE/ LEFKOŞA 12. 05. 2006 tarihli Hürriyet Baklavacılar ayakta
KARAKÖY Güllüoğlu Başkanı Nadir Güllü, baklavanın Türk yemek kültürünün parçası olduğunu söyledi ve "Baklava Rumların milli tatlısıdır" iddiasının mutlaka düzeltilmesi gerektiğini belirtti.
Baklava ve Tatlı Üreticileri Derneği Başkanı Mehmet Yıldırım da Türkiye'nin değerlerine sahip çıkması gerektiğini bildirerek, baklavanın Orta Asya'dan Türklerin getirildiğini söyledi. Yıldırım, baklavanın Türk tatlısı olduğunu belgelerle de ispatladıklarını anlattı. |