üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

  Yesemek Atölyesi
İÇİNDEKİLER

1-Başyazı
2-Bilim Adamı
3-Memik Usta
4-Mehmet Uygun
5-Kitap tanıtımı
6-Etkinliklerimiz
7-Frankfurt Derneği
8-Gezi


9-Irak Fuarı

10-Gaziantep Belediye Başkanı
11-Federasyon
12-Gaziantepli
13-Kaşı Beyaz
14-Yesemek Atölyesi
15-Gaziantep
16-Millet Hanı


17-Müzeler

18-Ömer Lök
19-Yesemek Atölyesi
20-Kültürel Faliyetler
21-Anadolu ve Baklava
22-Basında Gaziantep
23-Nizip Derneği
24-İslahiye Derneği


 

 

 

YESEMEK'TE HEYKELLER BİR YILLIK UYKUDAN UYANIYOR
Avrupa Birliği Destekli Uluslararası Heykel Bienali Yesemek'te
Işıl Özgentürk

Ogün defterime şöyle yazmışım, "insanın burada heyecanlan­maması imkansız, inanılmaz bir sessizlik var. duyulan tek ses bazalt taşından yapılmış yüzlerce taş heykelin arasında fütur­suzca dolaşan kara kaplumbağalarının ve oradan oraya atlayan ker­tenkelelerin sesi. Ve ben bin heykel tarlasındayım. İki metre boyundaki Hitit aslanları, kendi güçlerinden öylesine eminler ki, hiç kımıldamadan aşağıda sonsuza dek uzanan vadiyi izliyorlar. Ne çok şey gördüler. ne çok değişime tanık oldular. en büyük sırları ne ? Kimseler bunu bilmi­yorum ama M. Ö 1300'den bu yana pek çok imparatorluk gördü-ler. pek çok uygarlığın doğumuna tanık oldular. Can şenliklerine de tanık oldular, kıyımlara da. "
Bundan beş yıl önce dolaştığım Yesemek'te (Gaziantep'in kazası İslahiye'de Hititlerden kalan bir açık hava heykel atölyesi) dolaşırken defterime bunları yazmışım. Ve eklemişim, "tam beş yüz yıl önce bura­da fıstık ağaçlarının korunaklı gölgesinde yüzlerce heykel ve taş işçisi çalışmış. Her biri kendi aslanını, kendi Kilebe' sini (Anadolu kültürlerinde en eski tanrıça figürü )bazalt taşının sert gövdesine işlemiş. "
O gün beni bir heykel tarlası olan Yesemek'te sadece heykeller değil, orada 15 yıldır kazı bek­çisi olarak çalışan Ali Çiçek ve on yaşındaki oğlu Mehmet Çiçek de heykeller kadar etkilemişti. On yaşındaki Mehmet Çiçek, elinde bir topak kil topra­ğı açık havada kurum kurum kurumlanan en gü­zel Kibele'nin karşısına geçmiş kendi küçük Kibe-le' sini yapmaya çalışıyordu.
Oğlu heykel yaparken babası Ali Çiçek çev­redeki yüzlerce heykele çok şey borçlu olduğunu söylüyor. Onun hayatı bu heykel atölyesi, hikayesi şöyle 15 yıl önce Ali Çiçek askerden henüz dön­müş ve köyünde baba yadigarı demircilik işine başlamış, bu arada bir hafta süren bir düğünle Emine hanımla evlenmiş. O yaz atölyesinde çalı­şırken tepedeki kazı yerinden çağrılmış. O gün­lerde Yesemek'te kazı çalışmalarını yürüten Arke­olog ilhan Temizsoy. ondan bazı heykellerin saklanması için yapılan taş kulübeye bir kapı yapmasını istemiş.
Ali Çiçek işe koyulmuş. üç gün içinde demir kapıyı tamamlanış, ka-pıyı tamamladığı gün, Kibele heykellerinin birinin gölgesinde oturup, Kibele heykelinin beşyüz yıldır seyrettiği vadiyi seyretmeye başlamış. Dalıp gitmiş tam o sırada kazı başkanı ilhan Temizsoy yanına gelmiş ve Ali Çiçek'e bir teklifte bulunmuş. "Buranın bekçisi olur musun ? Ka­bul edersen yaz kış, gece gündüz burada yaşayacaksın, iyi düşün. çok yalnızlık çekebilirsin, kendine güveniyorsan kal, " demiş.

Ali Çiçek kendi değişiyle o an tuhaf bir duyguyla sarsılmış daha doğrusu gözü açık bir rüya görmüş. Rüyayı asla anımsamıyor ama o an duyduğu ferahlık hissini hiçbir zaman unutamamış. Uçmak gibi bir duyguymuş bu ve o an kararını vermiş. Yesemek kazısının bekçisi olmuş.

Geçen 15 yıl içinde Ali Çiçek her heykelin huyunu suyunu bir güzel öğrenmiş, hepsine bir hikaye kurmuş ve bir gün eline bir topak kil alıp başlamış heykel yapmaya, o gün bu gün heykel yapıyor, bildi­ği tüm hünerleri de oğluna öğretiyor.
İşte böyle, Yesemek'i ve Ali Çiçek'i hiç unutmadım, bu arada in­ternette geçinirken Avrupa Birliği tarafından desteklenen "Gap Bölgesi Kültürel Mirasın Geliştirilmesi Projesini" gördüm. Bu proje kapsamın­da Yesemek için çok şey yapılabilirdi. Çünkü Yesemek eski yakın do­ğunun en önemli heykel üretim merkezlerinden biriydi. Hitit İmparato­ru Şuppillulima zamanında M. Ö 1375-1335 yılları arasında açılmıştı . M. Ö 700'e kadar süren Yesemek Açık Hava Heykel atölyesi aynı za­manda bir okul niteliğindeydi. Ustalar çıraklara işin inceliklerini hiç üşenmeden gösterirlerdi.
M. Ö  700 sonlarında bölge Hititlerin  elinden çıkıp Asur egemenli­ğine girince Yesemek de önemini yitirmiş, terkedilmişti. I890 Yılında Zincirli Höyük'te kazı yapan Felix Von Luschan tarafından yeniden keş­fedilmiş ve 1958-1961 yılları arasında Prof. Dr. Bahatır Alkım ye 1990'lı yıllarda   Arkelog ilhan Temizsoy'un çalışmalarıyla tümüyle gün ışığına çıkarılmıştı.
Hemen, arkadaşım Türkiye'yi en az otuz ülkede yapılan heykel sempozyumlarında başa­rıyla temsil eden Kemal Tufan' ı aradım, bu böl­ge yeniden bir heykel yapım alanına dönüşemez miydi ? Bunun için hemen yola çıktık. İki yıl bo­yunca sürecek bir eylem planı hazırladık, ilk yıl için Yesemek'te akedemi öğrencileriyle, eski taş ustalarını. yerel sanatçılarını buluşturacak iki workshop planladık. Bu workshoplarda yapıla­cak heykellerin Antep'te ve islahiye'de sergilene­cekti, işin en can alıcı noktası ikinci yılın sonun­da yapılacak Uluslar arası Heykel Bienaliydi. Bu bienale taş konusunda uzman on heykeltraş ka­tılacak ve bir ay boyunca Yesemek 'te heykel ya­pıp, aynı zamanda gezerek bölgenin tüm tarih­sel ve kültürel mirasına tanık olacaklardı, yaptık-ları heykeller de Yesemek'e kalacaktı. Bu arada beş yıldır Kadıköy Be-lediye'nin Aile Danışma Merkezlerine bağlı bir film atölyesi yöneten Işıl Özgentürk ve ekibi de Ali Çiçek ve oğlunun değişen hayatıyla ek­seninde tüm bu gelişmeleri anlatan bir tanıtım filmi yapacaktı.
Avrupa Birliği koşulları uyarınca, başvuru bir sivil toplum kurulu­şu olan Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti tarafından yapıldı. Projenin di­ğer iki ortağı ise merkezleri istanbul'da olan İstanbul- Gaziantep Kül­tür ve Eğitim Derneği ve istanbul- İslahiye Kültür ve Sosyal Dayanış­ma Derneği' ydi.
Projemiz GAP Bölgesi Kültürel Mirasın Geliştirilmesi Programına başvuranlar arasından seçilen 32 projeden biri oldu. Ve biz çalışma­lara başladık. Mayıs ayında ilk workshop yapılacak, bu arada filmin arşiv çalışmaları neredeyse tamamlandı ve heyecan içinde motor di­yeceğimiz günü bekliyoruz. Yaşasın   ilk çağların   açık hava heykel atölyesi, şimdi sıra biz de diyoruz.


 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24