|
Hanın tarihçesi incelenirken çevresindeki mimari doku, özellikle doğu cephesine bitişik
Hanlar ticari yaşamda önem taşıdığı gibi yerleşim birimlerinde de mimarî dokunun iskeletini oluştururlar. Şehirler arasında yolcuların konaklamalarından başka can ve mal emniyetini sağlayan kale görünümünde sığınaklardır. Özellikle Anadolu Selçuklu döneminde yapılan kervansaraylar, yolcuların ve tacirlerin her türlü ihtiyacının üç gün süre ile parasız karşılandığı konaklama yeri ve barınaklardır. Anadolu Selçuklu döneminde yapılan Konya-Aksaray, Kayseri-Sivas yollan üzerinde bulunan, Sultan hanların ortalarında köşk mescitleri ve diğer ihtiyaçlara ayrılmış bölümleri bulunmaktadır. (1)
Gaziantep'te geçmiş yıllarda otuz iki han olduğu söylenmekte ise de bu gün sayıları on beşe kadar düşmüştür.
Kale altından başlayarak, Gümüş Kastel'e kadar sağlı sollu, ileri geri dizilirler. Hanları birbirine bağlayan çarşılar, bedestenler... Kaybolanlar ayakta kalıp ben buradayım diye betonarme pasajlara meydan okuyan bedestenler...
Kim bilir hangi ipekli kumaş, baharat tacirlerini ağırlamış, sırlarına ortak olmuş Hışva Hanı. Artık direnmeye mecali kalmamış, tarihin ağırlığını üzerinde taşımaktan yorulmuş, yabancı gözlerle, bir dost eli aramakta kendisine uzanacak. Anadolu Hanı'nı, Kumru Ha-nı'nı, Yeni Hanı ve Millet Hanı'nın yenilenmiş, görkemli hallerini gıpta ile izlemekte.
Hanlar Gaziantep'te sadece şehir dışından gelen yolcu ve tacirlerin konaklama yeri olmamış, aynı zamanda belli konularda çalışan esnafın mesleklerini yaptığı yer olmuştur. Bunda loncaların da etkisi unutulmamalıdır. Ondokuzuncu yüzyıl Gaziantep'te isyanların, istilaların az olduğu bir dönem olmuş, şehir bu dönemde ekonomik ve kültürel yönden oldukça ilerleme kaydetmiştir. Birçok cami, hamam ve hanlar bu yüzyılda ya yapılmış ya da yenilenmiştir.
Gaziantep'te özellikle sivil mimarîde, bir yapıt çeşitli zaman dilimleri içinde ayrı ayrı adlarla anılmışlardır. Örneğin; Lala Mustafa Paşa Bedesteni, Karanlık Bedesten, Eski Bedesten, Bedesten-i Atik aynı yapılardır. (2) Bu durum mimarî yapıların incelemesinde zorluk yaratmakta, ayrı bir özen gerektirmektedir. Millet Hanı'nın da tarihçesinin incelenmesinde göz ardı edilmemelidir.
Millet Hanı, Kale altından Uzun Çarşı'ya giderken eski Gümrük Caddesi üzerindedir.
Hanın tarihçesi incelenirken çevresindeki mimarî doku ile özellikle doğu cephesine bitişik olduğunu düşündüğümüz bugün kaybolan Lala Mustafa Paşa Bedesteni (Karanlık Bedesten) ile birlikte ele alınıp değerlendirilmelidir.
Millet Hanı'na başlama tarihi Gaziantep Müze Müdürlüğünde, dosyasında mevcut 08. 05. 1967 tarihli ve Kâzım TARHAN imzalı tutanakta Osmanlı sadrazamlarından Lala Mustafa Paşa'nın Antep kadılığı zamanlarına rastlayan 1571-1572 seneleri olarak belirtilmektedir. Ancak Merhum Cemil Cahit Güzelbey' in "Şer-i Muhakeme" tercümelerinde Han'ın vakfiye tarihi H. 1291 (M. 1875) olarak verilmiştir. (3, 4)
Giriş kemerinin üzerinde bir kitabesi vardır, iki bölümden oluşan kitabenin alt kısmı tamamen, üst bölümü ise kısmen tahrip olmuştur. Üst bölümündeki Türkçe kitabenin tarih kısmında H. 1285 (M. 1868) okunabilmek-tedir.
Eğer han 1571 -1572 yılları arasında yapılmış ise, vakfiyede belirtilen 1875 veya kitabede belirtilen 1868 yıllarından az önce yenilenmiştir.
Esasen, Lala Mustafa Paşa Osmanlı topraklarının çeşitli yerlerinde hanlar, hamamlar, camiiler yaptırmıştır. Antep'te Hışva Hanı, Lala Mustafa Paşa Bedesteni, Tufeyli Hamamı, Paşa Hamamı, Lala Mustafa Paşa'nın Şam ve Halep valiliği zamanında yapılmıştır.
1868-1875 yılları arası Sultan Abdülaziz zamanına rastladığı için hana Aziziye Hanı denmekteydi. Atatürk'ün 1933 yılında Gazian-tep'i ziyareti sırasında, hanın Atatürk'e hediye edilmek istendiği ancak Atatürk'ün hanın "milletin malı" olduğunu belirterek bunu kabul etmediği söylenir. O günden sonrada hana Aziziye Hanı yerine Millet Hanı denmiştir. (3)Merhum babam Memik ZAVAR'ın anlattığına göre savaş yıllarında han bir müddet asker toplama merkezi olarak kullanılmıştır
 |
|
 |
Portal siyah beyaz taşların alternatif olarak kullanılması ile renkli bir görünüm kazanmıştır. Bu özelliği ile Suriye Memluk mimarîsinin de süsleme özelliğini gösterir. Bu çeşit cephe süsleme özelliği Gaziantep'ten başka Güneydoğu Anadolu kentlerinin mimari yapılarında da görülür. Konya Aksaray yolu üzerinde H. 634 (M. 1237) tarihli bir Anadolu Selçuklu yapısı olan Zazadin Han'ın portalinde de görmekteyiz. Portaldaki bu renkli görünümün dışında gerek dışta gerekse içte süslemeye rastlanmaz. Portal dan hana sivri kemerli niş içine yerleştirilmiş, yine sivri kemerli giriş kapısından sağlanır. Girişin sağında ve solunda zeminden üç taş sırası üzerine binek taşları yerleştirilmiştir. Portal kemeri dışarıya doğru hafif bir çıkıntı yapmaktadır. Kemerin her iki tarafının ortasında bir sıra taş üzerinde mu-karnas dekoru görülür. Yapı 24. 00 x 18. 00 metre genişliğinde dikdörtgen bir avlu etrafından iki katlı olarak inşa edilmiştir. İkinci kata tonozla örtülü girişin hemen sağından çıkılır.
Giriş kat revaksız olup avlunun etrafındaki odalardan meydana gelmiştir. Her oda basık kemerli kapıdan ve pencereden ışık alır. Odaların içinde küçük bir niş şeklinde ocak bulunmaktadır. Avlunun ortasında bir kuyu bulunmaktadır.
Han arazi durumuna uydurularak inşa edildiğinden bütün odalar aynı büyüklükte değildir. Avlunun batı tarafındaki köşelerde ikişer odaya daha girilir ki bu odaların doğrudan avlu ile bağlantısı yoktur. Bu nedenle bu odalar oldukça karanlıktır. Avlunun doğu tarafındaki köşelerde ise birer oda vardır. Bu odalardan kuzey taraftakiler daha büyük inşa edilmiştir. Bu odaların da doğrudan avlu ile bağlantısı yoktur. Giriş yandaki odalardan sağlanmıştır. Avlunun güney duvarının ortasından tonozlu bir girişle ahırlar bölümüne geçilir. Ahırlar üç nefli olup üzerleri tonozla örtülüdür. Ahırların tonozlu girişten başka ana mekanla bağlantısı yoktur. Böylece ahırların içindeki hayvanların seslerinden ve kokularından han ziyaretçilerinin rahatsız olmaması düşünülmüş olsa gerek.İkinci kata, girişin hemen sağından, merdivenlerden çıkılır. İkinci kat revaklı olup, re-vaklar kare ayaklar üzerine sivri kemerlidir. Revakların arkasında tek pencereli odalar bulunur. Ahırların kuzey tarafındaki nefin üzerine tonozlu odalar yapılmıştır. Gerek revakların üzeri gerekse tonozlu odaların üzeri kiremit ile örtülüdür.
Yapının doğu ve kuzey duvarına bitişik tonozlu odalar bugün tamamen yıkılmıştır. Ancak kuzey duvarına bitişik tonozlu odaların fotoğraflarına rastlanmaktadır.
Son yıllarda han bakımsız hale gelmiş, üst katın bazı bölümleri çökmüş, yer yer revak kemerlerinden başka bir şey kalmamıştı. Han, 1996 yılında açık arttırma sonucunda işadamı Mustafa GEYLANİ tarafından satın alınmıştır. Yüksek mimar Ali AKYÜZ' ün hazırladığı restorasyon projesine göre 16. 05. 2001 tarihinde restorasyon işine, şantiye sorumlusu yüksek mimar, mühendis Abdülkadir EVİŞEN yönetiminde başlanarak tamamlanmıştır.
Bugün Millet Hanı eski işlevine kavuşmuş, 21. yüzyılın bütün nimetlerini kullanarak görkem ve zerafeti ile ziyaretçilerini beklemektedir.
Yolunuz düştüğünde Millet Hanı'na da bir uğrayın. Birde Türk kahvesi söyleyip hanla birlikte geçmişi paylaşmanın hazzına varın.
Salık veririz...
1. ASLANAPA, Oktay. Türk Sanat 1984 sarfa 170
- BAŞGELEN Nezih, Ticaret Dokusu ve Yapılar. Dünya Kültür Mirasında Gaziantep 1999 sayfa 63
- EVİŞEN, Y. Mimar Müh. Abdülkadir Faks notları
- Şer-i Muhakeme sicilleri 2. fasikül, cilt 148, sayfa 182
- GÛĞÜŞ M. Reşit. Renkli Fotoğraf Arşivi. 2001. Millet HanıÜst kat Revaklarından tahtalı cami Minaresi
- Planlar, Y. Mimar Müh. EVİŞEN 'in faksından Gaziantep Belediyesinden işlenerek çizildiği anlaşılmaktadır. Zemin kat planın üzerinde "Gaziantep'te dört han" ikinci kat planıüzerinde yard. Doç. Dr. Mehmet ÖZKARCI yazmaktadır.
- BEŞE, Güngör. Siyah Beyaz Fotoğraflar, i. Ü. Edebiyat Fak. Tez Çalışmaları 1971
|