üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

  Anılarla Yaşayanlar
İÇİNDEKİLER

1-Başyazı
2-Yönetim Kurulu
3-Yemek Şöleni
4-Basında Gaziantep
5-Nizamettin Özgül
6-Kitap tanıtımı
7-Etkinliklerimiz


8-Anılarda Yaşayanlar
8-Şiir
9-Kadınlar Birliği
10-KurtuluşGecesi
11-Federasyon
12-Aramızdan Ayrılanlar


13-Burs
14-Tarih- Mekan
15-Spor
16-Barak
17-İslahiye
18-Sulama Projesi
 

"Baba Cavit"in ardından...

DR. CAVİT AKARÇAY (gülüm)

Beynimizde öfke ve gençlik çığlıklarıtepinirken, Cavit 'Gülüm' diye söze başlar, yüzündeki samimi ifade ve sözlerindeki yumuşaklık ile bizi sakinleştirirdi. O gün ve bu gün, ülkemizin üzerinde dolaşan yaban hevesler karşısında Cavit gibi birleştirici, hassas düşünebilen insanlara çok ihtiyaç var.

Fani dünyaya "Baba Cavit, Gülüm" gibi sevgi dolu adlar bırakıp gittin. Ruhun şad, mekanın cennet olsun... 17 Aralık 2005 Cumartesi günü, ölüm ilanlarının, arasında birisine çakılıp kalıyorum. Ürperiyorum, üşüyorum, ateş basıyor. Bizim "Gülüm" mü diye korkuyorum... Gözlerim kararıyor, ilanıokumaya çalışıyorum. İsim benzerliği olamaz mı?.. Sığınacak dal arıyorum. Dallar tek tek ovucumun içine dökülüyor. Gaziantep'te toprağa verilecekmiş. Eşinin ismi de benziyor: "Tülin Akarçay'ın sevgili eşi" diyor. Ama ilanın ortasında, isminin altında "BABA CAVİT" yazıyor. Yiğit namıyla anılır ya; oysa biz ona 'gülüm' derdik. İsmiyle çağırdığımız az olurdu. O 'gülüm'dü; hepimizin GÜL'ü... Gerçekten de gül gibi bir gençti. Yumuşak huylu, yüreği sevgi dolu. Şen, şakacı çevresine huzur dağıtan bir yapısıvardı. Dostlarına, arkadaşlarına "gülüm" diye hitap ederdi. O herkese "gülüm" dediği için bizler de adınıgülüm koymuştuk. Zaman ne çabuk geçiyor... O yıllarda üniversite camiasında cemiyet çilik yaptık. Üniversite gençli ğini temsil şerefine eriştik. Milli Türk Talebe Birliği yöneticileri olduk. Ben genel başkandım, sen de icra konseyi başkanı... Yaptığımız her güzel işin içinde emeğin vardı. Toparlayıcı, yumuşak ve sevecen ahlakınla başarılarımıza büyük katkıların oldu. Bayraktar bendim ama bayrak senin ve arkadaşlarımızın elindeydi. Daha sonra 8 yıl milletvekilliği yaptım, ama hala 1 965'in 18 Mart'ında teslim alıp 1966 Kasım ayında devrettiğimiz 20 ay içinde M.T.T.B.'de yaptığımız işlerin şerefi ve şöhreti ile anılıyoruz. 40 yıl geçmiş aradan.. O tertemiz yüreklerle, heyecan dolu ellerle yaptığımız hizmetlerin bereketi gittiğimiz her yerde bizi karşılıyor. Karşılık beklemeden yapılan işleri bu aziz millet unutmuyor Gülüm... Öğrencilik yıllarından sonra hayat şartları her birimizi yurdun çeşitli yörelerine serpi ştirdi. Gülüm de memleketi Antep'e gitti. Uzun yıllar birbirimizden haber alamad ık. O babacan yapısıile meslek hayatında fakir fukaranın, eşin dostun yardımına koşarak 'Baba Cavit' olmuş olabilirdi. Saniyeler içinde ihtimalleri düşündüm. Babacan kardeşim çok sevdiği Anteplilerin "Baba Cavit"i olabilirdi... 1960'lı yıllarda (27 Mayıs darbesi öncesi ve sonrası) gençlik kesiminde sağ-sol çatışmaları vardı.. Ülkemiz huzursuz günler yaşıyordu. İstanbul'da üniversite gençliğinin en büyük barınağı, site öğrenci yurdu idi. Site yurdunun 236 no'lu odasında; merhum Mehmet, Abidin Sungur, Zeki Oral, Zeki Seğmen ve Gülüm kalırlardı. Bu kafa dengi arkadaşların odası, bir nevi site yurdunun merkezi idi. Ahbaplık isteyen de cemiyetçilik yapanlar da kulislerini bu odadan geliştirirlerdi. Ben, Gülüm'ü bu odada tanıdım. Yıl 1961... Milli bütünlüğümüze nifak sokulduğu yıllardı. Sağ-sol kavgası kızışmıştı. Siyasilerimiz bu cepheleşmenin rantını topluyorlardı. 27 Mayıs öncesi ve sonrası alevlenen sosyal ve siyasi yangın, gençleri içine almıştı. Kızgın saç üstünde çıplak ayakla yürüyen insan gibi düşünmeye vakit bulamıyor, sağcılar solcularıkomünistlikle, solcular da sağcılarıamerikan uşaklığıyla suçluyorlardı. Her iki taraf da kavgayı"ülkeyi ve milleti korumak için" yaptığını savunuyordu. Henüz silahlı çatışma başlamamıştıama ortalık toz dumandı. Bu ortamdan faydalanan 'yaban' rüzgarlar, yangına körükle gidiyordu. Üniversite yangının tam göbeğindeydi. ilmi sağduyu gitmiş, militarist bir isyan hırçınlığı hükümrandı. Mitingler, gösteriler, polisle çatışmalar üniversite bahçesine kadar girmişti. Sol kesimin baskıs ı, kendilerinden olmayanı üniversiteye sokmayacak kadar taşkınlaşmıştı. Bu durum karşısında öğrenimine devam etmek isteyen bizler de karşıgüç olu şturma ihtiyacını duyduk. Çeşitli olaylar ve bu uğurdaki gayretler bizleri de bir araya getirdi ve üniversitede söz sahibi olduk. İşte bu çalışmalar sırasında site yurdunun 236 no'lu odasında tanıdığım Cavit'le 45 yıllık dostluğumuz başlamış oldu. Cavit son derece aklıbaşında, yaşının çok üstünde olgun bir gençti. Heyecanıyla değil, aklıyla hareket ederdi. Zaman zaman hepimizi çılgınlaştıran olaylar karşısında o; sükuneti, itidali, serin kanlı olmayı, daha iyi düşünmeyi önerirdi ve her defasında da o haklıçıkardı. Tabir yerinde ise biz 'atıbinip kılıç kuşanırken' o strateji önerirdi. Kavganın değil, başarılıolmanın yollarınısöylerdi. Beynimizde öfke ve gençlik çığlıkları tepinirken, Cavit 'Gülüm' diye söze başlar, yüzündeki samimi ifade ve sözlerindeki yumu şaklık ile bizi sakinleştirirdi. Sanki ülkenin üzerindeki kara bulutlarısezmek, onları zararsız hale getirmek, devlet yetkililerinden önce Cavit'in göreviymişgibi değerlendirmeler yapardı.O gün ve bu gün, ülkemizin üzerinde dolaşan yaban hevesler karşısında Cavit gibi birleştirici, hassas düşünebilen insanlara çok ihtiyaç var.
Son görüşmemizde 45 yıllık dostlu ğumuzun verdiği güvenle, yine halimizi ahvalimizi konuştuk. 45 yıllık tecrübenin özetini çıkardık: "Yapay gündemler ülkenin çok önemli zamanını ve insan enerjisini ziyan etmiştir. Bir zamanlar sağcılık-solculuk, şimdilerde bölücülük, türban ve kimlik krizine kapılmış gidi­yoruz; yeter artık! Bu ülkenin has evlat­ları neredesiniz? Gaziantep'ten, Çanak­kale'den, Erzurum'dan, İzmir'den yurdun her köşesinden düşman kova­layan yiğit evlatları, yine bir gün silaha sarılmak mecburiyetinde kalmadan önce birbirleriyle konuşup anlaşmalı, doğru olan çareleri gündeme taşımalısınız. Üniversiteler, partiler, entelektüeller, aklı selim insanlarımız; ülkenin kaybedecek zamanı kalmamıştır! Irak'ta, Orta­doğu'da harp var, ateşin ne zaman nereye sıçrayacağı belli değildir. Bölü­cüler yeniden silaha sarıldılar. Sevr'i isteyenler ayaklanmışlardır. Tehlike çanları çalıyor. Bizi biz yapan Yunus Emre'nin değişlerini, Mevlana'nın name­lerini; yabancı borazanların şamatası yüzünden duyamaz hale geldik. Bu durumu görmüyor musunuz, bu hoyrat sesleri duymuyor musunuz?..." Hem­şehrilerimize, eşimize dostumuza,gücümüz yeterse devlet büyüklerine bunları söyleyecektik. Son görüştüğümde Cavit benden daha heyecanlıydı, biraz hiddetli... O Hakk'a yürüdü... Fani dünyada O'nu kaybettik. Vasiyeti yerde kalmasın diye yazıyorum. Bunları doğru bulanlara duyurmak istedim. Cavit, 17 Aralık Cumartesi günü Birlik Vakfı'nda eski bakanlardan M.T.T.B. eski genel başkanlarından merhum Tevfik Deri'nin anma toplantısını yaptık. M.T.T.B.'den yetişen arkadaşlarımız çoğunluktaydı. Ben de konuşmacıydım. Seni andık... Acı haberi ben vermek zorunda kaldım. Fatiha için açılan avuçlara gözyaşları döküldü... Fani dünyaya "Baba Cavit, Gülüm" gibi sevgi dolu adlar bırakıp gittin. Aynı günün gecesi Konya'da Şeb-i Aruz vardı; Mevlana'nın Hakk'a kavuştuğu 732. düğün gecesi... Yine aynı gün, çok sevdiğin Gaziantep'in koynunda senin Seb-i Aruz'un oldu. Gülüm, Hz. Peygamberimiz gül'ü severdi. Sen de gül'sün, ne mutlu sana... Ruhun şad, mekanın cennet olsun... Biz senden razıyız, Allah'da senden razı olsun aziz kardeşim...

Dr. CAVİT AKARÇAY
1941 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk ve orta tahsilini Gaziantep'te, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı. 1965-67 yılları arasında İ.Ü. Tıp Fakültesi Talebe Derneği Başkanlığı, 1973-75 yılları arasında Türkiye Asistanlar Birliği başkanlığı, 1969-71 yılları arasında yedeksubay olarak askerlik görevini yaptı.
1975-1979 yılları arasında Gaziantep SSK Hastanesi, 1981-1983 yılları arasında da Tekel'de Asabiye Mütehas­sısı olarak çalıştı.
Evli ve İpek-Meltem adlarında iki kız çocuğu babası. Memleketine ve hemşeri-lerine daha faydalı olmayı gaye edinerek 1983 yılında Anavatan Partisi'nden milletvekili adayı oldu.
"Kızları ve benim için Cavit çok naif ve eşi bulunmaz bir dost, arkadaş, eş ve babaydı. Mekanı cennet olsun..."
Eşi
Tülin Akarçay
RASİM CİNİSLİ
M.T.T.B. Eski Genel Başkanı
Erzurum Eski Milletvekili

Şiir.. Şiir... Şiir... Şiir...

GAZİANTEP'E ÖZLEM

Nereye gitsem yüreğimde hasretin Gözlerime işlenmiş sanki her semtin Kavaklık'ın, Karşıyaka'n, Düztepe'n, Ben gurbette, gönlü orda gezinen Nasıl kaldım bunca uzak ANTEP'im Senden başka hiçbir yeri sevmedim. Gece baksam bir hilalsin görünen, Gündüz kalksam, bir güneşsin gezinen, Bir sevgisin ta içimde yer eden, Nasıl kaldım bunca uzak ANTEP'im Senden başka hiçbir yeri sevmedim.Mehmet Salih SARAÇLAR 'Sevgi Çığlıkları' adlı şiir kitabından

29 Mayıs 1 969. (soldan sağa) Şahin Ağar, Metin Hıdıroğlu (Edebiyat hocası), İsmet Erç, A. Celal Tokatlı, (oturanlar) H. Hüseyin Kara, M.Salim Erdem, Mehmet Salih Saraçlar, Mehmet Tekgül, Gülay Özsöyler.

 

 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18