
Dilden dile, nesilden nesile anlatılarak günümüze ulaşan Gaziantep Halk Masalları'nın bir bölümü, Sertaç Yayınları Kültür Serisi içinde kitap ve CD olarak hazırlanıp okuyucuların beğenisine sunuldu.
Masallar halk edebiyatımızın en önemli ürünlerinden biridir. Olağanüstü olayları konu alan; tekerlemeleriyle dinleyenleri olağanüstülüklere hazırlayan masallar, halkın önemli bir eğlence aracıydı.
Eskiden uzun kış gecelerinin eğlencesi olan masal anlatımları unutulmaya yüz tutmuşken, masalların da unutulmaması için değerli bir eser ortaya çıkarılmış. "Gaziantep Masalları" kitabında yer alan masallar; 'Antep ağzı'na uygun olarak yazılı hale getirilmiş, Fahri Anlaroğlu tarafından redakte edilmiştir.
Kitaptaki metinler ve masallar, Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlilerinden Nurel Tan-er'in gözetimin altında Gaziantep Üniversitesi Konservatuarı Türk Sanat Müziği Bölümü öğrencilerinden Feyza Karababa tarafından seslendirilmiştir.
Nurel Taner'in önsözünü hazırladığı kitapta 44 masal ve bir tekerleme yer alıyor.
Taner, yazdığı önsözde kitap hakkında şu bilgileri veriyor:
"Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellallık ederken, eşek hamallık ederken bir varmış bir yokmuş, bir ... varmış.' sözleri ile başlardı masallar. Devlerden, ejderhalardan, cinlerden, perilerden, cadılardan söz eder, hayal dünyamıza yeni güzellikler katardı. Soba, tandır, mangal başında, sofralarda anlatırlardı ninelerimiz masalları ve evin aslı konukları. Büyülü dünyaya yolcu-luk masalla başlardı...Aynı masalı defalarca dinler, her seferinde masalcının masalına yeni güzellikler kattığını fark eder; çirkin kızın güzel-leştiğine, aşılmayan yolların aşıldığına şaşkınlıkla tanık olurduk...
Kamus-ı Osmaniye göre masal kelimesi 'mesel'in değiştirilmiş biçimidir. Mesel halk dilinde ünlü olan, öğüt veren söz demektir. 'Darbı mesel' atalardan kalma ibretli sözler anlamındadır. O halde masal, Arapça bir kelime olan mesel'den gelmiştir.
Masallar toplumun nayal gücüyle
yaratılmış sözlü ürünlerdir. Yıllarca yürüyüp ulaşamayacakları yerlere
Cümrütüanka kuşunun sırtında birkaç
dakikada ulaşmış, devlerle savaşmış,
peri kızının saçlarından aldığı üç tel
ile varmak istedikleri hedefe varmış
lardır......... insanların özelliklerini,
çağların, ulusların, yörenin gelenek ve göreneklerini buluruz masallarda. O bir kaynaktır. Bu kaynaktan birçok bilim yararlanmıştır. Masallarda iyiler hep kötülere galip gelir, her zaman doğru olanlar kazanırlar. Masal dinlerken fark etmeden öğüt alır, kötülerin cezalandığını görür seviniriz...
Masal alanında kalıcı ve özgün eserler veren, Halk bilim araştırmacısı Eflatun Cem Güney (1896-1981) masalı anlatırken şu cümleleri kullanmıştır:
'Masallar, toplumun hayal gücüyle yaratılmış sözlü verimleridir. Hayal öyle geniş, dünya o kadar dar ki, ve hele öyle imkansızlıklar, öyle imkansızlıklar var ki... Bu olağanüstü nitelikleri gerçekleştirmek için başka bir dünya ve olağanüstü nitelikleri kendinde toplayan yaratıklar ister. işte bu dünya, halkın yarattığı masal kahramanlarıdır. Asıl masal kahramanları insanlardır; ama kiminin adı sanı yok: Padişah, Vezir, Yörükbeyi, Kizir, bir de Keloğlan gibi... Kiminin de adı var, bizim ada benzemez: Idı ile Bıdı, Hılı ile Dıdı, bir de o Çello gibi. Kurtlar, kuşlar, ağaçlar, taşlar, insan olmayan hayali yaratıklar: Peri kızı Dev anası, Ejderha, Zümrütüanka gibi...'
Gökten üç elma düşmüş... Biri masalları kuşaktan kuşağa aktaranların başına. Biri masalları anlatan ninelerimizin, annelerimizin başına... Biri de masallara emek verenlerin, kalıcılık sağlayanların başına... Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine." |