üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

    Kitap Tanıtımı

İÇİNDEKİLER

1-Başyazı
2-Yönetim Kurulu
3-Yemek Şöleni
4-Basında Gaziantep
5-Nizamettin Özgül
6-Kitap tanıtımı
7-Etkinliklerimiz


8-Anılarda Yaşayanlar
8-Şiir
9-Kadınlar Birliği
10-KurtuluşGecesi
11-Federasyon
12-Aramızdan Ayrılanlar


13-Burs
14-Tarih- Mekan
15-Spor
16-Barak
17-İslahiye
18-Sulama Projesi
 

GAZİANTEP MASALLARI

Dilden dile, nesilden nesile anlatılarak günümüze ulaşan Gaziantep Halk Masalları'nın bir bölümü, Sertaç Yayınları Kültür Serisi içinde kitap ve CD olarak hazırlanıp okuyucuların beğenisine sunuldu.

Masallar halk edebiyatımızın en önemli ürünlerinden biridir. Olağanüstü olayları konu alan; tekerlemeleriyle dinleyenleri olağanüstülüklere hazırlayan masall­ar, halkın önemli bir eğlence aracıydı.
Eskiden uzun kış gecelerinin eğlen­cesi olan masal anlatımları unutul­maya yüz tutmuşken, masalların da unutulmaması için değerli bir eser ortaya çıkarılmış. "Gaziantep Masalları" kitabında yer alan masallar; 'Antep ağzı'na uygun olarak yazılı hale getirilmiş, Fahri Anlaroğlu tarafından redakte edilmiştir.
Kitaptaki metinler ve masallar, Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlilerinden Nurel Tan-er'in gözetimin altında Gaziantep Üniversitesi Konservatuarı Türk Sanat Müziği Bölümü öğrencilerinden Feyza Karababa tarafından seslendirilmiştir.
Nurel Taner'in önsözünü hazırladığı kitapta 44 masal ve bir tekerleme yer alıyor.
Taner, yazdığı önsözde kitap hak­kında şu bilgileri veriyor:

"Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellallık ederken, eşek hamallık ederken bir varmış bir yokmuş, bir ... varmış.' sözleri ile başlardı masallar. Devlerden, ejderha­lardan, cinlerden, perilerden, cadılar­dan söz eder, hayal dünyamıza yeni güzellikler katardı. Soba, tandır, mangal başında, sofralarda anlatır­lardı ninelerimiz masalları ve evin aslı konukları. Büyülü dünyaya yolcu-luk masalla başlardı...Aynı masalı defalarca dinler, her seferinde masal­cının masalına yeni güzellikler kattığını fark eder; çirkin kızın güzel-leştiğine, aşılmayan yolların aşıldığına şaşkınlıkla tanık olurduk... Kamus-ı Osmaniye göre masal kelimesi 'mesel'in değiştirilmiş biçi­midir. Mesel halk dilinde ünlü olan, öğüt veren söz demektir. 'Darbı mesel' atalardan kalma ibretli sözler anlamı­ndadır. O halde masal, Arapça bir kelime olan mesel'den gelmiştir. Masallar toplumun nayal gücüyle yaratılmış sözlü ürünlerdir. Yıllarca yürüyüp ulaşamayacakları yerlere Cümrütüanka kuşunun sırtında birkaç dakikada ulaşmış, devlerle savaşmış, peri kızının saçlarından aldığı üç tel ile varmak istedikleri hedefe varmış­ lardır.........   insanların özelliklerini, çağların, ulusların, yörenin gelenek ve göreneklerini buluruz masallarda. O bir kaynaktır. Bu kaynaktan birçok bilim yararlanmıştır. Masallarda iyiler hep kötülere galip gelir, her zaman doğru olanlar kazanırlar. Masal dinlerken fark etmeden öğüt alır, kötülerin cezalandığını görür seviniriz...

Masal alanında kalıcı ve özgün eserler veren, Halk bilim araştırmacısı Eflatun Cem Güney (1896-1981) masalı anlatırken şu cümleleri kullanmıştır:
'Masallar, toplumun hayal gücüyle yaratılmış sözlü verimleridir. Hayal öyle geniş, dünya o kadar dar ki, ve hele öyle imkansızlıklar, öyle imkansı­zlıklar var ki... Bu olağanüstü nitelik­leri gerçekleştirmek için başka bir dünya ve olağanüstü nitelikleri kendi­nde toplayan yaratıklar ister. işte bu dünya, halkın yarattığı masal kahra­manlarıdır. Asıl masal kahramanları insanlardır; ama kiminin adı sanı yok: Padişah, Vezir, Yörükbeyi, Kizir, bir de Keloğlan gibi... Kiminin de adı var, bizim ada benzemez: Idı ile Bıdı, Hılı ile Dıdı, bir de o Çello gibi. Kurt­lar, kuşlar, ağaçlar, taşlar, insan olmayan hayali yaratıklar: Peri kızı Dev anası, Ejderha, Zümrütüanka gibi...'
Gökten üç elma düşmüş... Biri masalları kuşaktan kuşağa aktaran­ların başına. Biri masalları anlatan ninelerimizin, annelerimizin başına... Biri de masallara emek verenlerin, kalıcılık sağlayanların başına... Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kere­vetine."