GAZİANTEP SENİ ÇOK ÖZLEYECEK
Gaziantep' in ilk senatörlerinden Nizamettin Özgül, hep ilklerin adamı oldu. Gaziantep lisesi'nin ilk mezunlarından, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Tabip Odası'nın ilk başkanı, Gaziantep Kültür Derneği'nin ilk başkanı ve daha önemlisi memlekete hizmet için bağını,tarlasını hatta köyünü satan ilk parlamenter olmuş. Geride bugünün parlamenterlerine ders olacak bir hayat ve büyük hizmetler bırakarak aramızdan ayrıldı.
Bir mevkiye gelmek, şerefli bir şekilde olursa, elbette en büyük şereftir. O mevkide kaldığın sürece hakkını vermişsen, şerefini ihlal etmemişsen o da bir şereftir. Ama zamanı geldiğinde ayrılmak en büyük şereftir. Ben çok şükür bunu yaptım. Ben rahatım, vicdanım rahat"
Evet böyle diyordu... Nizamettin Özgül ağabeyimiz, 21 Ekim 2002 tarihli "Beyaz Sayfa" Gazetesi'nin kendisiyle yaptığı röportajda.
Gaziantep'e sayısız eserler kazandırmış ve büyük hizmetler vermiş olan Nizamettin Özgül, tam 6 yıl 8 ay Gaziantep senatörü olarak TBMM'de görev yaptı. Yaptıkları herkese örnek olacak türden. Günümüzde böyle parlamenterleri bu memleket çok arıyor ve arayacakta...
Henüz 48 yaşındayken bütün ısrarlara rağmen politikayı bıraktı. Sonra da Anakara Hastanesi'nde başhekim muavini olarak görev yaptı ve 65 yaşını tamamlayıp emekli oldu. Sonra da hiçbir yerde hiçbir görev almadı. O'na göre; "bir adamı niye emekli ederler, bir bankada veya başka bir kurumda görev yapsın diye değil. Tabi ki, gençlere yer açılsın diye..."
Onun için milletvekili olmak demek, fedakarlık demek, memlekete hizmet demek. Bu uğurda gerekirse bağını, tarlasını hatta köyünü satmak demek. Nizamettin Özgül de öyle yapmış. Çünkü ona göre politika bir rant ve para kazanma aracı değildi. "Eğer parayı kazanma aracı olarak düşünürsen bu iş yatar" diyor bir konuşmasında ve şöyle devam ediyor; "Ben senatör iken geçinemezdim, köyümü sattım.
Ödeyemezdik, borçlanırdık, köyü ipotek ettik. Baktık olmayacak kökünü sattık. Ama helal olsun bu millete. Bu millet de bize mevkilerin, makamların en yücesini nasip etti... Şimdi çok rahatız. Bir mal varlığımız yok ama huzurumuz yerinde. İşte geldik, işte gidiyoruz, şen olasın Halep şehri demişler..."
O, Oğuzeli'ndeki Tınaztepe adlı köyünü satmış. Vefatında ise biri Gaziantep'te, diğeri Ankara'da iki evinden başka hiçbir gayrimenkul bırakmamış. Ama onun Gazi-antep'e yaptığı hizmetler geride bıraktığı en büyük servet olmuştur. Onun zamanında politika fedakarlıktı, maaş artırma yoktu. 2 bin 800 lira maaş, 6 yıl içerisinde sadece 3 bin liraya çıkarılmıştı. Hepsi bu kadar. Hem maaş artırma olduğu zaman, parlamenterler kendileri için değil de, kendilerinden sonra gelecek meclis faydalansın diye için seçim öncesi artırılırmış. Ne güzel değil mi? Bugünlerde böyle parlamenterleri mumla arasak bulamayız...
Nizamettin Özgül, politikayı neden erken bıraktığını soranlara da, bugünün parlamenterlerine örnek olacak bir cevap veriyor; "Politika eğer bir nimetse başkaları da faydalansın, eğer bir külfetse onlar da bu külfete katlansın diye düşünerek yeniden aday olmadım. Doktorluk mesleğime döndüm ve emekli olarak gençlere yer açtım."
İNÖNÜ SEVGİSİ
Nizamettin Özgül, İnönü'nün Gaziantep'e gelişi sırasında yaşadığı anısını, bir röportajda şöyle anlatıyor:
Demokrat Parti zamanıydı. İnönü Antep'e geliyordu. O zaman Antep Valisi Hıfzı Ege idi.

|
Senato Başkanı ibrahim Şevki Atasagun (Ortada), Sağlık Bakanı Vedat Ali Özkan (sağında), Dr. Nizamettin Özgül (sağında). Senatörler mecliste bir toplantı çıkışında
Vali Demokrat Parti taraftarı olduğu için İnönü'nün geldiği gün sokağa çıkma yasağı uyguladı. Hiç kimse sokağa çıkmayacak. İsmet Paşa gelecek, Nakıp Sineması'nda konuşacak ve gidecek. Sokaklarda hiç kimse yoktu. Zabıtalar da etrafta dolaşıyordu. Yağmur da sicim
gibi yağıyordu. İsmet Paşa sinemaya
gelince birden her taraf ana baba günü
gibi oldu. O ara sokaklardan insanlar
karınca gibi sinemaya akın etti. Nakıp
Sineması'nda sıralar 3 kat oldu.
Sinema'da hiçbir boşluk kalmadı. Biz
ön sırada oturuyorduk. Bütün sıralar
çatır çatır kırıldı. Nakıp Ali, "Feda
olsun" dedi. İnönü sevgisi böyle idi.
İnönü Antep'e geldiğinde Cemil Alevli'nin evinde kalırdı. O akşam bir yas yerine gitmek için evden çıkıyorlar. Sokaklarda su akıyor, etraf çamur. Paşa karşıya geçecek yer arıyor. O sırada da bir polis yere yatarak, "Paşam üzerime basın da geçin" diyor. Sonra vali o pilisi bulmak için çok çalıştı ama kimse ele vermedi.

NİZAMETTİN ÖZGÜL KİMDİR?
Nizamettin Özgül, 1916 yılında Gaziantep'te doğdu, ilk ve orta okulu Gaziantep'te okudu. O yıllarda Gaziantep'te lise yoktu. Adana veya İstanbul'da liseyi okumak için hazırlık yaparken, Mustafa Kemal Atatürk 1933 yılında Gaziantep'e geldi. Atatürk'ün emri ile Gaziantep Lisesi kurulunca Nizamettin Özgül bu okulun ilk öğrencilerinden oldu. Liseden sonra Tıp Fakültesi'ni bitiren Özgül, ikinci dünya savaşı yıllarında tam 3 yıl askerlik yaptı. Askerlik sonrası doktor olarak çalışmaya başladı. 1961 yılından itibaren 6 yıl 8 ay Gaziantep senatörlüğü yaptı. Politikaya devam etmesi yönündeki baskılara aldırmadan senatörlüğü bıraktıktan sonra doktor olarak çalışmaya devam etti. 35 yıl doktorluk yaptıktan sonra emekliye ayrıldı. Hayat arkadaşı Necat Özgül ile evliliğinden 4 çocuğu oldu. |