üyelik formu
Yönetim Kurulu Eski Başkanlarımız Gaziantep Rehberi Gaziantepliler Federasyonu Basında Gaziantep İletişim
2023 Yılı Gaziantep Raporu
Alleben Dergisi
Burslar
Yemek Şenliği
Etkinliklerimiz
2009 Balosu
Geleneksel iftar yemeğimiz
-------------------------------------
29 Ağustos Pazar günü Kaşıbeyaz Restauran'tta...
Bilgi için dernek Tel: 0212 356 63 86

  Sulama Projesi
İÇİNDEKİLER

1-Başyazı
2-Yönetim Kurulu
3-Yemek Şöleni
4-Basında Gaziantep
5-Nizamettin Özgül
6-Kitap tanıtımı
7-Etkinliklerimiz


8-Anılarda Yaşayanlar
8-Şiir
9-Kadınlar Birliği
10-KurtuluşGecesi
11-Federasyon
12-Aramızdan Ayrılanlar


13-Burs
14-Tarih- Mekan
15-Spor
16-Barak
17-İslahiye
18-Sulama Projesi
 

GAZİANTEP SULAMASINDAKİ GECİKMENİN YARATTIĞI S0SY0-EK0N0MİK KAYIPLAR VE TARIMSAL BİR ÖRGÜTLENME VE ÜRETİM MODELİ

Her çiftçi, arazisi sulandığı takdirde, arazinin % 3'ünü rahatlıkla sera yapabilir...
M.AtaAKSOY Emekli Kaymakam


Türkiye Cumhuriyeti tam 7(yedi) yıldır kullanmadığı sulama suyunun parasını konsorsiyuma ödemektedir. Türkiye, bu parayı öderken Gaziantep'tiçiftçiler,kuraklıktan perişan duruma düşmüşlerdir!!!

Ben bir Gaziantepli olarak uzun yıllardır, Gaziantep Sulaması ile ilgili olarak araştırma ve çalışmalar yapmaktayım. Bu işin, Gaziantep ve Türkiye ekonomisi için önemini dilim döndüğünce anlattım ve yazdım. Ama itiraf etmeliyim ki, beklediğim etkiyi ve kamuoyu baskısını bir türlü yaratamadım. Gaziantepli
politikacıların, aydınların, işadamlarının, tüccarın, esnafın ve hepsinden daha önemlisi bundan birinci derecede faydalanacak olan çiftçi ve köylülerin Dünya ölçeğinde bile önemli

olan bu projeye ilgisizliğini anlayabilmiş değilim. Gerçekten de bu ilgisizliğin nedenini anlamak mümkün değildir! Bu ilgisizliğin nedeni her ne ise  kabul  edilemez! Eğer  neden, projenin değerini kavrayamamak ise, en defalarca anlattım ve yazdım. Aşağıda da yine özetleyeceğim. Yok eğer sebep bu değil de yukarda belirttiğim tüm  kesimlerin vurdumduymazlığı ise, başta politika­cılar olmak üzere hiç kimsenin buna hakkı yoktur Zira politikacı, "ülkeyi en iyi yöneteceğini iddia ederek" seçmen­den oy isteyen kişidir! Bilgisizliği ve (veya) ilgisizliği nedeniyle başta Gazi-antep'imiz sonra Türkiyemiz; gelişme­miş, fakir ve çaresiz kalıyorsa, nalktan, "ülkeyi en iyi ben yönetirim iddiasıyla oy isteme hakkına sahip" olmadığını bu politikacılarımıza anlatmak görevi, hepimize düşen bir ödevdir. Gaziantepli çiftçilerin, Gaziantep'in ve Türkiye'nin, olması gerektiği halde bir türlü başlanmayan bu proje neden­iyle kaybı o tarihten beri, 7 yılda tam olarak, 20-30 milyar dolardır. Gaziantep Sulaması ile yaklaşık olarak, 1.500.000 (BİR BUÇUK MİLYON DÖNÜM) arazi sulanacaktır. Yine proje gereği, bu sulamaya, Birecik Barajı ( Gaziantep- Şanlıurfa ortak sınırında oluşan ve Gaziantep'i sulayacak olan bu baraja neden Birecik Barajı denildiğini de bu vesile ile soruyorum?!.) hizmete geçtiğinde başlanacaktı!!! Herkesin malumu olduğu gibi Birecik Barajı  1 999'da hizmete girmiştir. Demek ki o tarihte sulamanın başlaması gerekmekteydi. O tarihten bu yana, sulama kanalları tamamlanmadığı için Gaziantep sula­masına başlanamamıştır. Bu sulamanın yapılmamasının neye mal olduğunu aşağıda özetleyeceğim.

1-   Birecik Barajını yapan konsorsi­ yumla yapılan anlaşma gereği, baraj hizmete girdiğinde, Türkiye Cumhu­ riyeti, Konsorsiyumdan, ürettiği elek- tiriği satın alacak ve ayrıca baraj gölünden sulama amacıyla su çekecek ve bu suyun parasını ödeyecekti Elektiriği alsa da almasa da; suyu çekse de çekmese de anlaşma gereğince parasını ödeyecekti. Burada hemen açıklamalıyım ki, bu hususta elimde belge yoktur.Ama bunun böyle olduğunu biliyorum. En doğrusu, (bunun böyle olmadığını iddia edecek ve belki de bana çatacak olanların) anlaşmayı kamuoyunun bilgisine sunmalarıdır. Bu dediğimi yapmazlarsa, kendilerine cevap vermeyeceğimi şimdiden açıklarım... Demek ki, Türkiye Cumhuriyeti tam 7 (yedi ) yıldır kullan­ madığı sulama suyunun parasını kon­ sorsiyuma ödemektedir. Türkiye, bu parayı öderken Gaziantepli çiftçiler, kuraklıktan perişan duruma düşmüş lerdir!!! Şunu da açıklıkla anlatmak isterim ki, Ben şahsen yabancı konsorsiyumla böyle bir anlaşma yapılmasını asla yanlış bulmuyorum. Eh, anlaşma yaptığına göre anlaşmanın gereğini yerine getirmek de elbette gerekecektir. Bazılarının bu vesile ile yabancı düş­manlığı yapmalarına alet olmak istemediğim için bunu açıklıkla vur­guluyorum. Ben şahsen, sözünde durarak işini zamanında bitiren konsorsiyuma teşekkür ederim. Benim sözüm, ülkeyi o tarihten bu tarihe yöneten tüm sorumlu kadrolara ama (özellikle ) politikacılaradır.

2-   Gaziantepli çiftçilerin, Gazian­ tep'in ve Türkiye'nin, olması gerektiği halde bir türlü başlanmayan bu proje nedeniyle kaybı nedir? Şunu açıklamak isterim ki, o tarihten beri, bu kayıp tam olarak, 20-30 milyar dolardır. Şimdi bunu açalım.

2.1 Herşeyden önce, mevcut tarımsal ürünlerde çok büyük bir ürün artışı olacaktır. Bunun yanında, şimdiye değin kuraklık nedeniyle yetiştirilemeyen pek çok ürün yetiştirilecek ve bundan dolayı çok önemli bir tarımsal gelir artışı olacaktır. Bunu şimdilik bir tarafta tutalım.

2.2 Gaziantep Sulaması ile sulana­cak olan arazilerin tamamı Türkiye'nin en sıcak ve en fazla güneş gören bölgelerindendir. Toprak kalitesi de çok iyidir. Arazi kirlenmemiş veya çok az kirlenmiştir. Bu demektir ki burada çok başarılı seracılık yapılabilir. Arazilerin çiftçi bazında dağılımı da çok iyidir. Her çiftçi, arazisi sulandığı takdirde, her yıl kendi arazinin % 3'ünü ama en az % 2'sini rahatlıkla sera yapabilir. Bu da başlangıçta her yıl en az 30 000 dönüm daha sonra ise ( tahminen 4 yıl sonra) her yıl 50.000 dönüm arazinin sera yapılabileceğini ifade etmektedir. Kaba bir hesapla şimdiye değin 250 000 dönüm arazi rahatlıkla sera olarak değerlendirilebilecekti. Bu kadar büyüklükteki seralarda aşağıda anlatacağımız şekilde organize olmuş bilinçli çiftçilerle, her dönüm seradan yılda 15 000 (on beş bin) $, katma değer yaratılması mümkündür. Öyle ise, 250 000 ile 15000'ini çarparsak, 3 750 000 000 $ sadece seracılıktan kazanmak mümkündür. Buna diğer tarımsal gelirleri eklersek, rahatlıkla yılda 5 000 000 000 $ dolar tarımsal gelir elde edilebileceğini söyleyebiliriz.
İlk yıllar bunun bu ölçüde olmadığını kabul edersek, ortalama olarak, 7 yıldaki kaybımızın 20-30 milyar dolar civarında olduğunu rahatlıkla söyleye­biliriz.
3- Bu kadar büyük gelir ve zenginlik­lere sebep olacak Gaziantep Sulaması­nın yapılmamasının sorumluluğunu ve elbette günahını Türkiye'yi herkesten iyi yönettiğini iddia eden devlet büyük­lerimize bırakarak, konumuza devam edelim. Biliyoruz ki, Gaziantep Sulama­sının kanallarının tamamı 250 000-350 000 $ bir keşif bedelini bulmaktadır. Politikacılarımıza sorulduğunda hemen ( ödenek yokluğundan) yapamadıklarını söyleyeceklerdir. Bizler, bu sözlerin, doğru olmadığını, aldatmak amacıyla söylendiğini bilmeliyiz. Zira, bu gibi hayırlı işler için para olmadığını söyledikleri tarihlerde, bankalardan 50 000 000- 80 000 000 $ paranın bir takım kişiler tarafından nasıl hortum-landığını ve bunun bedelini Millletçe nasıl ödediğimizi unutmamalıyız!!! Demek ki, istenilen işe para bulunuyor­muş!?. Yani o tarihlerden bugüne ülkeyi yöneten herkes , iktidar olduğu süre ka­dar, bu projenin yapılmamasından sorumludur.
3 .1- Bütün bu ödenek yokluğu mazeretlerine inansak bile, bu muazzam projeyi yine de gerçekleş­tirebilmek için başka yollar da vardır. Bunlara da kısaca değinelim.
3 .1.1- İlk başvurulacak usûl, Türkiye özel sektörüne; yap-işlet veya yap-işlet-devret metoduyla yaptırmaktır. İnanı­yoruz ki, yurdumuzdan çok sayıda fir­ma bu işe talip olacaktı.
3.1.2- Varsayalım ki, Türkiyeden hiç bir firma bu işe ilgi duymadı. O zaman, yurtdışında aynen yukarda belirttiğimiz usûllerle, yap-işlet veya yap-işlet-devret yöntemiyle uygunluğu yasalara ve milli güvenliğimize sakınca teşkil etmeyecek şekilde verilir ve yaptırılabilr.
4- Görüldüğü gibi ülkemizi yönet­enlerde bu projeyi gerçekleştirme iradesi olduğu takdirde, bu iş şöyle veya böyle yapılabilir. Böyle istekli birilerini bulamayız, diyenlere isteklileri bulmak için yardımcı olmaya hazırız.
Not: Gaziantep Sulaması ile ilgili örgütlenme modelini gelecek sayımızda yazacağız.

Mutluluklar Dileriz

 

Ebru-Volkan Kırnapçı
Derneğimiz geçmiş dönem yönetim kurulu üyesi Yılmaz Göl dağı'nın kızı Ebru, Volkan Kırnapçı ile hayatını birleştirdi. İstanbul Maslak Princess Hotel'de 3 Aralık 2005 günü yapılan düğün töreninde, 600 kadar davetli hazır bulundu. Yaşar Aktürk ve Nuri Sesigüzel'in de davetliler arasında bulunduğu gecede, Bülent Serttaş sahneye   çıktı.   Dernek   olarak çifte  ömür   boyu mutluluklarımızı iletiyoruz

Eda-İlker
Beraber geçirecekleri bir ömrün başlangıcı olarak, Eda ve İlker çifti, 2 Ocak 2006 tarihinde dünyaevine girdi. Topkapı Eresin Oteli Balo Salonu'nda yapılan düğünde Kaya ve Çelikkalkan ailelerini dostları ve hemşehrileri yalnız bırakmadı. Mutluluklarının daim olmasını diliyoruz.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18