ŞEYH FETHULLAH CAMİİ
Cami, Gaziantep'in Kepenek mahallesinde , bitişiğinde tekkesi, avlusunun kuzey doğusunda kasteli, mektebi, ayrıca hamamı ile külliye olarak yaptırılmıştır. Üzerinde hiçbir tarih ve kitabe yoktur. Ancak 01 Ramazan 971 H. (1563) tarihli "Şeyh Fethullah Camii şerifinin vakfiyesinde münderic akarat ve vakfiye şartlan" adını taşıyan Arapça vakfiyesi vardır. Caminin vakfiyeden dört beş yıl daha önce tamamlanmış olması gerekir.
Vakfiyesine göre cami Abdülkerim oğlu Şeyh Fethullah tarafından yaptırılmıştır. Şeyh Fethullah Antep'te kadılık yapmış aynı zamanda iyi bir hattattır. Kendisinin yazdığı sanılan 25x40 cm boyutunda Kur'ân camidedir.
Caminin Gaziantep halkının gönlünde ayrı bir yeri vardır. Camiye Ebubekir Sıddiyk Camii de denir. Bu adın verilmesi Şeyh Fethullah'ın Hz. Ebubekir soyundan geldiği söylentisini kuvvetlendirir.
Şeyh Fethullah keramet sahibi bir insandır. Cami inşaatında çalışan usta ve işçilerin yevmiyelerini her akşam, üzerine oturduğu postun altından çıkarıp öder. Bir işçi Şeyhin bulunmadığı sırada postu kaldırıp paraları almak ister. Ancak postu kaldırınca kâhkelenmiş (çöreklenmiş) kara bir yılan ile karşılaşır. Olay Şeyh Fethullah'a malûm olmuş, işçiyi; "Her deliğe elini sokma zira kimin yılan, kiminden çiyan çıkar" diye uyarmıştır.
Cami Gazianteplilerin milli duyguları için de oldukça önemlidir.
Ünlü Antep savunmasında hastane olarak kullanılmıştır. Kıble tarafında Şeyh Ocağı denilen, Şeyh Fethullah'ın mezarının bulunduğu şehitlikte, savunmada şehit düşen Karayılan'ın mezarı da vardır.
Karayılan, Antep savunmasında haklı bir şöhrete sahiptir. Birçok cephede kahramanlıklar göstermiştir. O savunmanın bayraktarlarından birisidir. 24 Mayıs günü Sarımsak Tepe'de düşmana çeteleri ile saldırmış, öğleye doğru kalbine aldığı kurşun ile şehit düşmüştür. Arkadaşları onu sedye ile alıp Şeyh Camii'ne getirerek şehitliğe gömmüşlerdir.
Merhume annem Hatice ZAVAR, Karayılan'ın şehit düşmesi ile ilgili olarak o günkü anısını şöyle anlatmıştı:"Kuşluk vaktini henüz geçmişti. Sarımsak Tepe'den gelen makineli tüfek, top sesleri birbirine karışıyordu. 'Karayılan çetesi ile düşmana saldırmış' dediler. Biz avratlar hepimiz tekbir getirip dua ediyorduk. Öğleye doğru önce makineli tüfek sesi kesildi. Sonra diğer silah sesleri sustu. Hepimizin nutku kurudu. Sonra içimizden biri 'Gitti babayiğit, gitti!' diye çığlık attı. Karayılan vurufmuştu. Kara-yılan'ı sedye ile Şeyh Camii'ne getirdiler. Ölen taze bir gelin gibi yeni kazılmış bir mezara, ağıtlar ve tekbirler ile gömdüler".
Lise çağlarımda dinlediğim bu anı beni derinden etkilemişti. O gün bu gündür aklımdan hiç çıkmadı.
Orijinal planı ile cami günümüze gelmiş dünyadaki tek örnektir
Tamamı kesme taştan yapılmış olan Şeyh Fethullah Camii ana mekânı 11.40 xl 1 m ölçüsündedir. Ana mekânın ortasından yükselen, karataştan yapılmış sekizgen bir ayak vardır. Bu ayaktan gelişen yıldız tonozlar örtü sistemini oluşturur. Şeyh Fethullah Camii bu orijinal planı ile günümüze gelmiş dünyadaki tek örnektir. Ancak Gaziantep Bostancı camiinin eski halinin de aynı planda olduğunu camiinin mihrabı üzerindeki tamir kitabesinden anlıyoruz.
Hamd 'ü lillah oldu bu mabed mücedded hoş bina
Zelzeleyle olmuş iken köhne sâzi-i cila
Bir amut (ayak) üzre mukaddem tarzı bozulmuş idi.
Serteser bâm-ü binası olmuş idi bi baka.
Kitabeyi günümüz Türkçesine çevirdiğimizde; Zelzele ile yıkılmış, harap olmuş, güzeliği gitmiş iken, Allah'a bin şükür bu cami güzel görünüşlü yeni bir bina oldu
Evvelce bir amud üzerine olan mimari tarzı bozulmuş,
Baştan başa damı, duvarları eski halini kaybetmiş
H 1150-1642
Kitabeden Bostancı camiinin de ilk şeklinin Şeyh Fethullah Camii plan şeması ile aynı olduğunu anlamaktayız. Bostancı camiinin 12,40 x 12,40 m. ölçüsünde kare oluşu aynı görüşü desteklemektedir.
Bostancı camiinin orijinal planı ile Şeyh Fethulla h Camii planı kare mekânın ortasından yükselen bir ayak üzerinde tonozlardan oluşan örtü sistemi ile dünyada yalnız bu iki camide uygulanmış olup Gaziantep'te bölgesel özellik gösterir. İç mekân kıble yönünde dikdörtgen şeklinde dışarıya çıkıntı yaparak çapraz tonoz ile örtülü mihrap önü mekânını meydana getirmiştir. İç mekânda yıldız tonozları taşıyan sekizgen ayak kesme kara taştan olup kare kaide üzerine oturmaktadır. Mekân on iki pencereden ışık almaktadır. Her pencere sivri kemerli niş içine alınmıştır. Pencere alınlıkları sivri kemerli olup alınlığın içinde palmet, kıvrık dal motifi ve ince rumîler görülür. Pencerelerin etrafı ise geçmeli kama şeklinde mermer ve siyah taşların alternatif dizilmesi ile dekorlanmıştır.
Mihrap asıl mekândan ayrılan küçük çapraz tonozlu bölümde yer almaktadır. Yarım silindir şeklindeki mihrap nişi sivri kemerlidir. Nişin içi kırmızı mermer ve siyah taşlarla dekorlanmış, geometrik zigzaglar ile canlı bir renklilik gösterir.
Sivri kemerli nişin iki tarafında üçgenlerde palmet motifi ve kıvrık dal motifi görülür.
Mihrap nişinin iki tarafındaki yuvarlatılmış siyah taşların arasına yerleştirilen levhaların mücevher taşı olduğu söylenir. Bu taşların cami yıkıldığı zaman yerine yenisini yaptıracak kadar kıymetli olduğuna inanılmaktadır. Aslında yarı saydam ışığı geçirebilen mermerimsi plakalardır. Bütün mihrabın her tarafı renkli mermer levhalarla kaplıdır. Mihrap üst kısımda palmetlerden bir saçağa sahiptir.
Ana mekânda yer alan mimber renkli mermerler ile kaplanmıştır. Mimber girişinin iki tarafında yarım yuvarlak sütunlar yer almaktadır. Minberin sonunda dört siyah taştan sütunun meydana getirdiği köşk mekânı yer alır.
Cami mekânın doğusunda 6,80 x 5,80 m. ölçüsünde tekke yer almaktadır. Aynalı tonozlar ile örtülü olup geniş ayna kısmı ortada bir tek ayak yardımı ile taşınmaktadır. Kare ayak tek parça olup iki metre kadardır. Köşe kısımları yuvarlanmıştır. Bu ayağın buraya keramet ile konduğu rivayet edilir. Cami bittiğinde mimarı Şeyh Fethullah'a "Kabe yolunda tek parça bir taş gördüm. Şimdi elimize geçse de şuraya koysak." diye ayağın konacağı yeri gösterir. Daha sonra evine giden mimar sabahleyin geldiği zaman taşın gelip yerine konduğunu görür, hayrette kalır.
Tekkenin kıble tarafında tonozla örtülü iki hücre vardır. Biri son cemaat yerinde olmak üzere tekkenin kuzey doğusunda iki hücre daha vardır. Bu hücreler müritlerin çile odalarıdır. Çile doldurmak için bu hücrelere kapanan müritler yalnız doğal
ihtiyaçları için dışarı çıkarlardı. Tekke son cemaat yerine basık yuvarlak kemerli bir kapı ile açılmaktadır. Camiinin doğudaki üç penceresi tekkeye açılmaktadır. Tekkenin diğer yönlere açılan penceresi yoktur.
Kuzey yönde cami ve tekke bir son cemaat yeri ile çevrilmiştir. Minare son cemaat yerinin doğu köşesinde yer alır. Kare kaideye oturmaktadır. Oldukça kısa silindirik bir gövdesi vardır. Gövdenin ortasında zincir motifli bir bilezik görülür. Daha yukarıda ise yüzeysel küçük sivri kemerli nişlerin oluşturduğu ikinci bir bilezik vardır. Şerefe, taş levhalardan meydana gelen korkuluklara sahiptir. Alt kısımları ise bir sıra mukarnas dekorludur. Minare külahı ise çok kısadır. Minareye son cemaat yerinin doğusunda bulunan hücrenin üzerine çıkıldıktan sonra yuvarlak kemerli kapıdan çıkılır.
Son cemaat yeri dört sivri kemerle dışarıya açılmaktadır. Kemerleri siyah kesme taştan ayaklar taşımaktadır. Diğer cephelerin sade olmasına karşılık kuzey cephe oldukça hareketlendirilmiştir. Kuzey cephede geniş beş sivri kemer, nişler meydana getirmektedir. Kemerler mukar-naslı ve sarkıtlı konsollara bindirilmiştir.
Portal (Ana giriş kapısı) mihrap ekseni üzerinde olup ikinci sivri kemerli bir niş içine alınmıştır. Portal kemeri sivridir. Asıl giriş kemeri ise basık yuvarlak kemerlidir. Girişin iki tarafında ve giriş kemeri üzerinde kamalı kırmızı mermer ve siyah taşlar alternatif olarak kullanılmıştır. Kemerin üzerinde, kamalı palmet şeklindeki taşların arasına yine kamalı palmet şeklinde kırmızı mermerlerin yerleştirilmesinden meydana gelen süslemeler görülür. Portal nişinin içi yedi sıra mukarnas dekorludur. Portalın iki tarafında yuvarlatılmış siyah taştan kare ve dikdörtgenler içine renkli mermer levhalar konmuştur. Portalın iki tarafında üç dilimli küçük mihrap nişleri yer alır. Nişler üç sıra mukarnaslıdır. Mekânın dış kısmı köşelerde yarım yuvarlak ve çokgen takviye kuleleri ile kuvvetlendirilmiştir.
Son cemaat yerindeki zemin döşemesi çok ilgi çekicidir. Ortada iç içe yıldızlardan gelişerek, geometrik şekillerin oluşturduğu, siyah taş ve kırmızı mermerlerin kullanıldığı döşeme ince bir zevkin ürünüdür. Aynı döşemenin bir örneğini Diyarbakır'da Behrampaşa Camii Portal önünde görmekteyiz. Ne yazık ki bugün döşemenin üzeri kilim ile kapatılıp üzerine büyük bir kasa yerleştirilmiştir.
Ortada bir ayaktan gelişen tonozlar ile örtülü plan tipi Selçuklularda bazı kümbetlerin mezar odalarında, Mardin isabey Medresesinde ve küçük sivil yapılarda kullanılmıştır.
|
 |
|